Samsun'un Gurur Duyabileceği İki insan
Yazarlar // 5 Eylül 2020 Cumartesi 16:05

Ragıp GÖKER

Daha önce bazı iş insanlarının başarısından söz etmiştim.

Bugün yazacağım iki insanımızın da başarı hikayelerinden daha önce de örnekler vermiştim ama başarıyı sürdürülebilir olduğu sürece nasıl değerli buluyorsak, başarı öykülerinin de genç kuşaklara örnek olması amacıyla sıklıkla dillendirmenin de önemli ve yararlı olduğuna inanıyorum.

Başarılı iki insanımızdan biri Samsunspor’un Başkanı Yüksel Yıldırım’dır.

Yüksel Yıldırım’ın, İşinsanı olarak başarısını daha geçen ay yazdım.

Merak etmeyin aynı şeyleri tekrarlamayacağım burada.

Yüksel Yıldırım’ı bugün daha çok Samsunspor özelinde yaptıklarıyla anlatmaya çalışacağım.

Batmakta olan formasında Atatürk arması bulunan Samsunspor’un, 150 milyon lira harcanarak, nasıl bir anda ülkemizin hatırı sayılır kurumlarından biri yapılmama hikayesini tekrar tekrar yazsak bundan kimse sıkılmaz sanırım.

Bu başarı hikayesinin çok değerli ve anlamlı olduğunu bir kere daha belirtmek isterim.

Ve fakat

Şu gri forma nedeniyle başta Başkan Yüksel Yıldırım olmak üzere emeği geçenleri kutlamak isterim öncelikle.

Ve şunu da eklemek isterim.

‘’Arma büyük olmuş’’ şeklindeki eleştirilere Başkan Yüksel Yıldırım’ın verdiği "Formamızdaki logoyu aslında daha büyük yapıp herkesin gözünün içine sokmak istedik ama ancak bu kadar yapmamıza izin verdiler. Asaletimiz formamızdaki armadan geliyor." diye verdiği cevap ise başlı başına bir olaydı.

Gururumuzu okşadı.

O ayrı.

Yüksel Yıldırım’ın o cevabıyla aslında silkelenip kendimize gelir gibi olduk.

En azından benim için öyleydi ama Yüksel Yıldırım, batmış olan ve kapısına kilit vurulma aşamasındaki bir yapıyı, yeniden ayağa kaldırırken ve ülkenin başarı örneklerinden biri yaparken bize şunu da hatırlattı aslında.

‘’Umutsuzluğa kapılma. Kendini çaresiz ve asla sahipsiz hissetme’’

Başarıya ulaşma yolunda, Samsunspor bizim için çıkış noktası olmuştur.

Samsunpor’un iki yıl önceki hali ve bugün geldiği durumun analizini yaparken öğrendiklerimiz, bu bakımdan çok değerlidir.

Samsun halkının gurur duyacağı bir başka başarı öyküsü de dünyanın 50 değerli öğretmeni arasında yer alan köy öğretmeni Dilek Livaneli’nin başarılarla dolu yaşamıdır.

Modern ‘Çalıkuşu’ olarak tanımlanan Dilek Livaneli’yi dün bir TV kanalındaki röportajında izlerken, bir hemşerisi olarak onunla yeniden gurur duydum.

Dünya’nın 50 başarılı öğretmeni seçildiğinde de o büyük başarısına dair haberi bu sütunlara taşımıştım ama dün röportajı sırasında onun ağzından ‘’Öğretmenlik, gelecek nesillere dokunmaktır’’ sözünü işitince, ‘Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un "Eğitimde asıl yük öğretmenin maaşıyla ilgilidir.’’ sözlerinin öğretmenler üzerinde oluşturduğu travma sonrasında, Dilek Livaneli röportajı bana da iyi geldi doğrusu.

 

*  *  *


ROTARY GUVARNÖRÜNÜ DİNLERKEN

 

Rotary üyeleri, bu yıla kadar çalışmalarıyla ilgili pek bilgi vermeyi sevmezlerdi.

Bölge Guvarnörü Serhan Antalyalı dün Samsun’daydı ve Samsun’da faaliyet gösteren 7 rotary kulübünün başkanı ve bir gurup üye ile birlikte North Point Otel’de düzenlediği basın toplantısında kendilerini anlattı.

Çoğu kimse, rotary kulüplerini mason locasıyla karıştırır.

Dünyanın birçok ülkesinde bir milyon 200 bin dolayında üyesi bulunan rotary kulüpleri aslında masonlar gibi faaliyetlerini gizliden gizliye yürütmezler ama neden masonlarla karıştırılır, bunu bende bilmiyorum doğrusu.

Toplum yararına bazı hizmetlerini biliyorduk ama rotaryanlar, ilk kez basın toplantısıyla karşımıza çıkıp kendilerini anlatmaya çalışınca o en çok merak edilen konu da soruldu.

Şöyle ki:

’Ne kadar yerlisiniz, ve ne kadar millisiniz?’’.

Bölge Guvarnörü Serhan Antalyalı ’’Bu ülkede ne kadar vatanını ve bayrağını seven varsa biz de o kadar vatanseveriz’’ diyerek kendilerini anlatmaya çalıştı

Köylere okul, içme suyu gibi projelerle topluma katkı verdiklerini biliyordum ama dünkü basın toplantısında rotary kulüplerinin ihtiyaç sahibi çok sayıda öğrenciye bursu verdiklerini de öğrendim mesela.

Yerli ve milli tartışması ülkemiz gündeminde ilk sıralarda yer alıyor.

Kim daha çok yerli?

Kim daha çok milli?

Bunun bir ölçüsü var mı bilmiyorum.

Ve fakat.

Benim ölçüm şudur:

Bu ülkeye ve insanımıza kim daha çok katkı veriyorsa benim için yerli ve milli odur.