Promosyonda Kandırıldım
Yazarlar // 08 Şubat 2017 Çarşamba 06:32

Ragıp GÖKER

Ondokuz Mayıs Üniversitesinin Basın Bürosundan Gökhan Çetin, OMÜ’nün AKBANK’la gerçekleştirdiği anlaşma sonucunda, çalışan başına üç bin liralık promosyon almayı hak kazandığına dair bir haber metinini gönderdiğinde kandırılmış olmanın derin acısını tüm benliğimde hissetmiştim.
Dün gazeteye gelirken yolda rastladığım KESK’in Dönem Sözcüsü Müşfik Veysel Erdoğan da, kurumların bankalarla yaptıkları promosyon anlaşmalarıyla ilgili bir açıklama göndereceklerini söylediğinde  ‘’başka nasıl kandırılmış olabilirim’’ diye düşünürken, merakım daha da arttı.
Yaklaşık 11 milyon emeklimiz var.
Ki;
Biri de bu satırların yazarı fakir kulunuzdur.
2003 yılı Şubat ayından bu yana ‘yaşlılık aylığı’ adı altında emekli maaşı alırım.
İlk maaşım bin162 liraymış.
14 yıl sona maaşım yüzde 65 oranında artarak bin 830 liraya yükselmiş.
Ama bu arada dolar 2.3 kat artarak 1 lira 63 kuruştan 3 lira 80 kuruş seviyesine çıkmış.
Benim 14 yılda aldığım 670 liralık zam çoktan erimiş ve ben cepten yemeye başlamışım bile ama mevzu bu değil.
Devletin kurumları, mutemetler aracılığıyla yaptıkları maaş ödemelerini, 10 yılı aşkın bir süredir bankalar aracılığıyla yapıyor.
Bankalar da, ’maaşları bize yatırın, ödemeyi biz yapalım’’ diyerek promosyon teklifinde bulunuyor.
Çalışan sayısına göre promosyon miktarı değişmekle birlikte pazarlık personel başına bin 500 liradan başlıyor.
Müşfik Veysel Erdoğan, 11 milyon dolayındaki emekli için 300 lirayla 450 lira arasında değişen promosyon anlaşması nedeniyle emeklilerin en az bin liralık kayıp yaşadıklarını iddia ediyor.
Misal ben emekli maaşım 2 bin lirayı geçmediği için 375 lira alacağım.
KESK’in gönderdiği açıklamada, kurumların yaptığı anlaşmalarla personele ödenecek promosyon miktarlarını gazete haberinde okuyabilirisiniz ama DSİ'de en az promosyon alana kişi başına bin 500 lira ödeniyor.
Büyükşehir Belediyesi çalışanları 2 bin 40 lira alacaklar.
Hem de bu para defaten ödenecek.
Bana ise 6 yıl için 375 lira verilecek.
Onu da bir kerede mi verecekler, yoksa bölüp parçaladıktan sonra gıdım gıdım mı ödeyecekler, doğrusu bu konuda da net bir açıklama yok.
Bu arada Müşfik Veysel Erdoğan’a da buradan teessüflerimi bildiririm.
Ne gereği vardı şimdi morali mi bozmanın.
375 lira için bile ‘’iyi para’’ diye düşünüyordum ki, devletin fikrimi bile sormada benim adıma yaptığı anlaşmada kazıklandığımı öğrenmek kanıma dokundu.
Yıllardır bu ülkede en çok kar eden kuruluşlar bankalar olmuş.
Paradan para kazanarak,bizim üzerimizden  paralarına para katıyorlar.
Buna rağmen karlarından feragat ederek, promosyonda cimri davranıp emekliye kazık atmaktan geri durmamışlar.
İsmail Başaran bir yazısında ‘’Hakkımı yiyen, keserin sapını yesin’’ diye yazmıştı.
Doğru söze ne denir.