Özköylü Sihirbaz Değil
Yazarlar // 16 Ekim 2016 Pazar 19:20

Ragıp GÖKER

Osman Özköylü'nün takımları topa daha çok sahip olmak isterler. Kadrosununda buna göre oluşmasını ister ama bunu bizim takıda yapma şansı yoktu.
Buna rağmen ilk maçımızda karakterli bir takım oluşturma arzusunun izlerine rastladık aslında.
Goller gelene kadar, oyunu yarı sahamızda kabul etmiş olsak da, sahamızdan pas organizasyonlarıyla çıkmak istiyorduk, ancak bunu yapabilecek ayaklardan yoksunduk.
Organize gelişen atakların yanı sıra, oyuncuların bireysel becerileriyle atılan gollere şapka çıkarırım.
Ama futbolda gollerin çoğu ne yazıkki savunmadaki hatalardan geliyor.
Ercan Yazıcı'nın sakat olduğu haftada endişeliydik, zira savaşçı karakteriyle takımın savunma direncini arttırıyordu Ercan.
O'nun yokluğunda ceza alanmızda adam paylaşımını da, alan savunmasını da yapamadık.
İlk golü böyle yedik.
İyi kalecilerin bazen basit hatalar yaptığını biliriz, Furkan'ın ikinci golü yememize neden olan o büyük hatasını da böyle görmeliyiz.
O hatda gelen gol de direncimizi düşürmemişti aslında ama Murat'ın kaçırdığı penaltı, tam anlamıyla yelkenlerimizi suya indirdi.
İlk yarıda oyunu kendi yarı sahamızda kabullendik, Gaziantep üzerimize gelirken geride geniş alanlar bıraktı ama bunu değerlendirmesini düşündüğümüz Mehmet Çakır'da da, Mustafa Sevgi'de de o enerji yoktu.
Bunu gören Osman Özköylü, rakibin bu zaafını değerlendirmek için ikinci yarıya, Canberk Aydın ve Murat Gürbüzerol'un yerlerini değiştirerek başladı.
Kırmızı karttan sonra rakibimiz geriye yaslanınca bunun da bir anlamı kalmadı, Canberk de yerine geri döndü.
Hasan Kılıç kötüydü, Halil İbrahim Pekşen ve Mehmet Çakır'da etkisizdi, Mustafa Sevgi'nin pili de son 15'te tamamen bitti.
Üçüncü gol de savunma direncimizin bittiği dakikalarda geldi.
Özetle durum kötü.
Takım bu ne yazık ki, devre arasına kadar enaz kayıpla gitmeyi dileyebiliriz ancak.
Hırslı bir adam Özköylü onu biliyoruz, maçı çok iyi yönettiğini gördüğümüz hakeme tepkisi de bundandır ama keşke ilk maçında tribüne gönderlmeseydi.