Ozan Arif
Yazarlar // 14 Şubat 2019 Perşembe 08:10

Ragıp GÖKER

Hiç tanışmadık.

Ama bilirdim Ozan Arif’i.

0 68 kuşağının, bense 78 kuşağının bir genciydim.

Dünya görüşümüz taban tabana zıt gibi görünse de aslında aynı ülkünün peşinden koşmuştuk.

O ülkü.

Vatan sevgisidir.

Benim düşünceme yakın olanlar, duvarlara ‘’BAĞIMSIZ TÜRKİYE’’, Ozan gibi düşünenler de  ‘’MİLLİYETÇİ TÜRKİYE’’ diye yazanlara yakınlık duymuştu.

Aslında düşünce aynıydı, sadece gidilen yol farklıydı.

Alçaklar ki;

Bunu yıllar sonra öğrenmiş olsak da o alçak ABD’dir.

Bu yüce ülküyü, gençlerimizi bölmek için kullandı alçaklar.

CİA’nın, Bulgaristan üzerinden Karadeniz kıyılarına gönderdiği gemilerdeki silahların biri, ‘sağcı’ diye bilinen ülkücülere, bir diğeri de ‘solcu’ diye bilinen devrimci gençlerin eline verildi.

Sokaklarımız bölünmüştü.

Hangi gurubun kontrolünde olduğunu, sokakların duvarlarına yazılan sloganlardan anlayabiliyorduk.

Mecidiye’ye solcular, Çiftlik Caddesi’ne sağcılar giremiyordu.

Gençler birbirini, ya bıyık bırakma şekillerinden, ya da parkalarından tanırdı.

Sırtımızdaki parkalar bile farklıydı.

Türkülerimizi bile farklı tonda söyledik maalesef.

Ülkücüler, ‘’Başın öne eğilmesin, aldırma gönül, aldırma’’ diye türkü söyleyen gence, devrimciler de, ‘’Çırpınırdı Karadeniz’’ türküsünü söyleyen gençlere kurşun attı.

Akıl alacak gibi değil ama oldu maalesef.

Arif Şirin.

Bir fikir ve dava adamıydı.

Bir ideale iman etmiş ve ömrü boyunca o idealin peşinden koşmuş bir insana ancak saygı duyulur.

Tanışmasam da saygı duymaklığım bundandır.

‘Söz konusu vatansa, gerisi teferruat değil mi’ zaten.

Benim gibi düşünmeyene hiç düşman olmadım.

‘’Yaratılanı severim, yaratandan ötürü’’ denildiği gibi, yaşamım boyunca her canlıya saygı duydum.

80 öncesi bir Mart sabahında, sokağımıza yazılan sloganların değiştiği gün, beni öldüresiye dövenleri bile affettim.

Ki, çarmıha gerilmeden önce, kendisine bu kötülüğü yapanları Allah’ın affetmesini dileyen İsa Peygamber, o yüce gönüllülüğü göstermişken, ben fakir Allah kulu, kimim ki, bana taş atanları affetmeyeceğim.

Ozan’ın en büyük silahı da, sazı ve sözüydü.

‘Yaşamaksa, yaşadım say.

Aha geldim, gidiyorum’ dedi ve dün sabaha karşı aramızdan ayrıldı.

Ruhu şad, mekanı cennet olsun.