Osmanlıca Kime Yarayacak
Yazarlar // 03 Aralık 2019 Salı 00:13

Ragıp GÖKER

Cennet mekan Rahmetli Kayınvalidem, lüzumsuz bir iş yapıldığında ‘’Her şey tamam, leğene kapak bulmak mı kusur kaldı’’ derdi.

Evimden, işe gelirken, gazetenin bulunduğu Süleymaniye Caddesine ulaşmak için genellikle Çiftlik Caddesi’ni kullanırım.

Cumartesi günü, caddedeki panolardan birine, üzerinde  ‘Osmanlıca dil kursu’ yazılı duyuruyu görünce, Büyükşehir Belediyesine bağlı Kültür ve Turizm Daire Başkanlığı’nın bu etkinliği için ‘’Osmanlıca öğrenmek kimin işine yarar ki’’ diye düşünerek, Rahmetlinin o sözünü hatırladım.

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin bu uygulaması yeni de değil üstelik.

Aynı kurs, 2016’da da açılmış.

Şimdi kaç kişi başvuracak bilmiyorum ama üç yıl önce açılan ilk kursa 30 kursiyeri katılmış.

Her şeyimiz tamam olsa.

Amenna.

Büyükşehir’in böyle bir kurs açmasına itirazım olmaz elbette.

Bunun için ayrılan ödenekten kurs verenlere para bile verileceği için kısmen faydalı bile olabilir ama bu da üç-beş kişiyle sınırlı kalacaktır.

Osmanlıcayı öğrenenler bunu nerede kullanacaklar, ona da pek aklım ermiyor.

Osmanlıca için ‘’Ecdadın dili’’ falan deniyor ya.

Ecdadımız Türkçe konuşurdu aslında.

Zira Osmanlıca, Saray’ın yazışma dilidir.

Alfabesi Arapça harflerden oluşmasına rağmen aslı da Farsça ve Arapça karışımıdır.

Köşe komşum Mehmet Aksoy’un deyimiyle ‘’Osmanlıca bir dil değil, jargondur’’ Alfabede noktalama işaretleri olmadığı için Osmanlıca metinlerini anlamak için o jargonu da bilmek gerekir.

Bu dil, Osmanlı arşivlerini okumak için gerekli olabilir belki ama bunu yapmak isteyenler üniversitelerde özel olarak yetiştiriliyor.

Sanırsın Samsun’daki kurslarda Osmanlıca öğrenenlere devlet arşivleri sonuna kadar açılacak.

Onun da belli kuralları var.

Arşivler, o bilgileri ne için kullanılacağına bağlı olarak açılır ancak.

Samsun, eğitimde, bilimde ve sanatta her geçen gün geriliyor.

Ovaları var ama tarım yapılmıyor.

Aksine ülkenin en verimli 10 ovası arasındaki Çarşamba ovası sanayiye açılıyor.

Termik santraller sırada bekliyor.

Şehrin ekonomisi dürüm-döner ve telefon satışlarında gelecek gelire bel bağlamış durumda.

Eğitim desen.

Yerlerde sürünüyor.

Mesela, eğitimde başarı sıralamamız ilk on şehir arasına bile gelse.

Tarım, bu şehirde yine canlansa,  sebzemiz ve meyvemizle yine ülkeyi besleyen şehirlerden biri olsak.

Sanayimiz, Gaziantep’i yakalamasa bile ihracatımız 1 milyar dolar barajını aşabilse.

Yani yeniden üreten bir şehir olsak, göz boyama amacıyla yapılan bu tür işlere sesimi çıkarırsam, tövbeler olsun.

Ama ne gezer.

Eğitimde başarı sıralamamız, 82 il arasında 52. sıraya kadar gerilemişken, bu gerçekler doğrultusunda proje üretmesini ve yatırım yapmasını beklediğimiz belediyemiz, yasak savar gibi Osmanlıca dil kursu açıyor.

Kimin işine yarayacaksa,