Onkoloji Kliniğinden İnsan Manzaraları
Yazarlar // 12 Ekim 2017 Perşembe 07:15

Ragıp GÖKER

Babamın tedavisi nedeniyle bir süredir onkoloji kliniğine gidip geliyorum.
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı bir birim olarak Uzman Dr. Nilgün Şahin tarafından yönetilen onkoloji kliniğinde, ikisi tıbbi onkolog, dokuzu radyasyon onkoloğu ve çoğu sağlık teknisyeni olan görevliler tarafından, bu ölümcül hastalıkla mücadele eden insanlara şifa dağıtılıyor.
Polikliniklerdeki yığılmalar nedeniyle kamu hastanelerinde yorulan sağlık personelinin mesai saatlerinde pek yüzleri gülmez.
Ama tedavi edilen hastalığın özelliği nedeniyle mi bilinmez, onkoloji hastanesindeki doktor ve sağlık çalışanlarının tamamı tarafından güler yüzüyle karşılanıyoruz her gün.
Bu genel görüntü,  o amansız hastalıkla mücadele eden hastalara iyi geliyor olmalı.
En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum.
Bir bölge hastanesi gibi hizmet veren Samsun Onkoloji Kliniğine, şehir merkezinde yaşayan hastaların yanı sıra, çevre il ve ilçelerden hastalar da geliyor.
Mesela bizim de bugün 21. kere gittiğimiz radyasyon onkolojisine yani radyoterapi ünitesine, her gün 80 hasta geliyormuş.
Kemoterapi ünitesinde de bir o kadar hasta şifa arıyor.
Kemoterapi her gün alınmıyor ama radyoterapinin uyggulma süresi, 25 ila 35 gün dolayında oluyor.
Bu durumda, şehir dışında yaşayan ve kliniğe her gün gelmek zorunda olanlar için konaklama sorunu ortaya çıkıyor.

Eşiyle birlikte her gün klinikte gördüğüm ve altmış yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir hanım hasta var mesela.
Çorum’un Mecitözü ilçesinde yaşıyorlarmış.
Oğullarından birinin İstanbul’da itfaiye eri olarak çalışması nedeniyle, Samsun itfaiyesinin misafirhanesinde bir oda buldukları için, diğer hastalara göre şanslı olanlardan.
Ama bir genç kız var.
Lenfoma hastası.
Görseniz su gibi.
Henüz 23 yaşında.
Ordu’nun Akkuş ilçesinden gelmiş.
‘Tedavini aksatmıyorsun değil mi çocuğum?’’ diye sordum.
Öyle ya.
İyileşmesi, şifa bulması için uygulanan tedavinin aksamaması gerekiyor.
Tedavi olabilmek için İlkadım’da bir ev kiraladığını söyleyince içim acıdı.
Aklıma bizim belediyelerin projelerini düşününce de, bir o kadar öfkelendim.
İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un seçim beyannamesinde ‘Refakatçi Evi‘ projesi vardı mesela.
Ne durumda merak ettim.
Ki; geçen yıl 28 Nisan’da da bu konuyu yazmışım.
Büyükşehir Belediyesinin insana dair bir proje üretmesini zaten beklemem ama hastanelerin yoğun olduğu İlkadım ve Atakum Belediyelerinin bu konuyu öncelikli olarak düşünmesi gerektiğine inanırım.
Hamam, külliye ve gençlik merkezleri de gereklidir belki ama hastaları ve hasta yakınlarını düşünmek daha mı az önemli.
Belediye projelerindeki öncelikli unsur insan olmalı.
Vergilerimizden beslenen belediyelerimizden bunu beklemek de benim hakkım.
Haksız mıyım… !