Nezih Beyi Anarken
Yazarlar // 11 Şubat 2018 Pazar 21:20

Ragıp GÖKER

Günaydın’da kadrosuz çalıştığım için Samsun Muhabiri Rahmetli Ferruh Çetin’in elemanı olarak bilinirdim, o nedenle Haldun Simavi’ye ulaşmam zaten mümkün değildi ama daha sonra çalıştığım THA ve Güneş Gazetelerinde, patronlarım olan ne Çavuşoğlu-Kozanoğlu gurubundan birini, ne de Mehmet Ali Yılmaz veya Asil Nadir’i görme şansım olmadı.
Ancak, Dünya Gazetesindeki patronum olan Nezih Demirkent her bakımdan farklıydı.
Güneş kapanınca, bir dönem büro şefliğimi de yapmış Rahmetli İsmet Hatipoğlu ve benim kendisine şeflik ettiğim Necmi Hatipoğlu ile ortak kurduğumuz Bedel’i çıkarmaya başlamıştık.
İsmet Hatipoğlu’nun hızlı yaşamının ona ödettiği bedelden adını alan gazetemizi çıkarırken, Dünya’nın Samsun temsilciliğindeki karışıklığı düzeltmesi için Nezih Demirkent’in Samsun’a gönderdiği bölgeler sorumlusu İhsan Zeydanlı, ‘’Nezih Bey seni çağırıyor’’ dediğinde, 10 Nisan 1992 günü, Narlıbahçe Sokaktaki köhne binanın ikinci katındaki odasında, Nezih Bey’den iş teklifi alırken bulmuştum kendimi.
Bir dönem Bölge Koordinatörü olarak da görev yaptığım Dünya’da, 31 Ocak 2010 tarihine kadar çalıştım.
Bulunduğum ortama kolay uyum sağladığımı, yaşadığım çevreye ve kişilere tutku derecesinde bağlandığımı da bilirim ama Dünya’da çalışırken hissettiğim hazzın nedeni, sanırım Nezih Demirkent’tin bizatihi kendisiydi, çünkü Nezih Bey gibi bizim kuşağın gazetecileri için meslek idolü olan birinin emrinde çalışma şansı yakaladığıma inanıyordum.
Nezih Demirkent, Dünya’yı Türkiye’nin en güçlü ve en etkili ekonomi gazetesi yapmadan önce Hürriyet’in Genel Müdürüydü .
Hürriyet, Nezih Beyin yönetiminde Türkiye’nin gazetesi olma özelliğini kazanırken, Hürriyet Gazetesinin ‘’Babı Ali’nin yıldızı’’ unvanını kazanması da O'nun döneminededir.
Hani nasıl söylenir  ’tepeden tırnağa kadar gazeteciydi’ Rahmetli.
Ferit Bernay’ın, OMÜ Rektörü olarak atandığı gün, Salim Sürmeli ile birlikte Mavi Akım projesini sahada izlemeye gidince, bazı akademisyenler tarafından yapılan protesto eylemini atlamıştık, bu nedenle kendisinden okkalı bir fırça yemiştim.
Mavi Akım projesi, gazete için reklam kaynağıdır, bu nedenle bir ekonomi gazetesi için, gazeteye reklam getirecek bir projeyi takip etmemenin, akademisyenlerin protestosundan daha önemli olacağını düşünmüş, dahası patronumuzun da bundan memnun olacağına kendimizi inandırmıştık. Ancak, yaşamı boyunca "önce gazeteciyim" diyen biri olduğu için, o haberi atlamamıza çok kızmıştı Nezih Demirkent.
Klasik gazete patronlarından biri olmadı hiç bir vakit.
Yazı işleri dahil yayın politikalarını içeren yıllık planları da bizimle tartışırdı.
Ne zaman arasak mutlaka cevap verirdi.
Desteğine ihtiyaç duyduğumuzda veya Samsun’dan birileri çağırdığında mutlaka koşar gelirdi.
Anadolu sevdalısıydı ama Samsun da onun için özeldi.
Üniversitemizin kuruluşundaki vakfın senedinde Nezih Demirkent’in de adı vardır.

Çalışanlarını kuracağı bir vakıf nedeniyle gazeteye ortak etmeyi bile planlıyordu Rahmetli ama ömrü buna yetmedi. Bu nedenle kendisiyle çalışmış olanlar için Nezih Demirkent adı patrondan öte anlamlar taşır ama bir dönem cemiyet başkanlığı da yaptığı için bütün gazetecilerin Nezih Abi’siydi.
Bugün onu ebedi yolculuğuna uğurladığımız günün yıl dönümündeyiz.
Işıklar içinde uyusun.