Ne Söyleyebilirim Ki
Yazarlar // 17 Şubat 2015 Salı 00:00

Turgay SÖZEN

Yıllardır hep söylenir dururuz...
Samsun'un özellikle İlkadım ve Canik’teki imarını, binaların iç içe geçişini, caddelerini, 
sokaklarını, sahilin talanını, Azot’un, Bakır'ın, limanın kentin hemen önünde ve karşısında yer 
alışını eleştirir dururuz! 
Ne var ki Samsun'un bu çarpık kentleşmesi, yeni yerleşim yerlerinde de halen devam ediyor... 
Bunca tecrübeye, bunca çekilen sıkıntıya rağmen, genel ve yerel yöneticilerimiz hala aynı 
hataları yapmaya devam ediyor. 
Bu genellemeden sonra, Samsun'da son yıllarda neler olmuş, şöyle bir bakmak gerek! 
Öncelikle, şehrin bağrına bir hançer gibi saplanan Sheraton Oteli, Canik'te kenti ikiye bölen 
ucube viyadük çevre geçişi ve devamında planlanan viyadük geçişler... 
Samsun sahilindeki doğayı katleden Dereköy Balıkçı Barınağı, Kurupelit Balıkçı Barınağı ve 
milyonlarca yılda meydana gelen sahilleri yok ederek, betonlaştıran sahil yolu adındaki ucube 
uygulama ve diğerleri... 
Devam ediyoruz... 
Atakum'un tam da kent meydanı diyebileceğimiz bir alanında, Sosyal Hizmetler Yurdu ve 
Jandarma Alay Komutanlığı'nın bulunduğu bölgede yapılan ve kentleşme adına tam bir 
katliam olarak değerlendirilebilecek "Yüzme Havuzu!"
19 Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin hemen yanı başında yapılan futbol sahası 
ve spor salonu... 
Tam konsantre olmuş halde bir sanat eserini ortaya koymaya çalışırken, "goool" veya 
"helall" seslerini nasıl değerlendirirsiniz? Bilemiyorum.
Bunu da sizlerin yüce takdirlerine sunuyorum! 
Samsun'da bu anlamda o kadar çok yatırım var ki bunlar hiç kalır. 
Şöyle bir göz atacak olursak;
Atakum'da çocukluğumuzun ve gençliğimizin geçtiği sahillerinde yapılan İl Emniyet 
Müdürlüğü binası, yapımı planlanan SGK İl Müdürlüğü binası ve diğerleri... 
Bunlardan birisi de Tarım Meslek Lisesi’nin sürgünü ile yerine yapılması planlanan Protokol 
Camisi idi. 
Neyse, Büyükşehir Belediye Meclisi yargı kararına uydu ve itibarı iade edilerek tekrar 
“Eğitim Alanı” olarak imarı tescillendi. 
Şimdi sıra Sayın Samsun Valisi’nde... 
Dönemin Valisi Sayın Hüseyin Aksoy, “Yargı kararına uyarız” demişti. 
Devlet de devamlılığın esas olduğunu biliyoruz. 
Samsun Valisi Sayın İbrahim Şahin zaman geçirmeksizin kararını verir de, bu devamlılığı ve 
Devlete güveni tesis eder ve okul tekrar eski yerine döner. 
Samsunlular şimdi bunu bekliyor. 
İşte bütün bunlar bir solukta gördüğümüz olumsuzluklar...
Ve... Hepsinin üzerine tüy diken Kocadağ'daki doğa katliamı!
Kocadağ’a yüreğim yandı
Geçtiğimiz günlerde Samsun'daydım... 
Bir gece rüyamda, Samsun'un eski Valilerinden Şinasi Kuş'u gördüm. 
Rahmetli Valim, Samsun tarihine geçmiş, önemli Valilerdendir. 
Yaptığı yatırımlarla döneminden bugünlere Samsun adına iz bırakanlardandır...
Bunları en iyi bilenlerden biri de Sevgili Büyükşehir Belediye Başkanımızdır...
Diğer yaptıklarını konumuzun dışında tutarsam; Sadece Samsun-Çakallı bölünmüş yolunun 
bütün yükünün ve sorumluluğunun onun üzerinde olduğunu, söylersem sanırım yanlış olmaz. 
Neyse, rahmetli dua istedi diye düşündüm... 
Sabah kalktığımızda kar yağmıştı. Oğlum Sedat, "Kocadağ’a çıkacağız baba” dediğinde 
sevinmiştim. 
Çünkü yıllardır Kocadağ’a çıkmamıştım ve anılarımı tazeleyecektim...
Vali Şinasi Kuş dedim ya, demek ki hem rahmet hem de anılarımın tazelenmesini istemiş. 
Allah rahmet eylesin... Kocadağ'da rahmetli ile güzel bir anımız var. 
Günlerden 5 Haziran 1993 veya 94 tam olarak hatırlayamıyorum. Dünya Çevre Günü...
Samsun'da Kocadağ Doğa Yürüyüşü düzenlenmiş. Biz de Vali Beyle bu yürüyüşe katılmışız. 
Tam eski çeşmeyi geçip rampaya sardığımızda, Sayın Vali "Turgay, gel buradan yukarı 
çıkalım" dedi. Yanımızda koruma polisi İrfan'da var. Yolu bıraktık, dikey olarak yukarı doğru 
çıkmaya başladık. Orman yeni oluşmaya başlamış, sık çalılık gibi... Tabi ki ekipler bizimle 
irtibatını kaybetti. Yukarıda epey sıkıntı olmuş. Molalarla epey yürüdükten sonra, ekiplerle 
irtibat kurduk. Herkes, Vali kayboldu şoku içerisinde ve panik halinde! 
Derken, zirveye vardık ve Kocadağ'ın zirvesindeki yaylada güzel bir gün geçirdik.
O günkü yerlerden geçerken, rahmetli Valimi andım. Anılarımı çocuklarımla paylaşırken, 
gördüğüm manzara karşısında ise adeta kanım dondu! 
‘Samsun'un yöneticileri ne yapmaya çalışıyor’ demekten de kendimi alamadım. 
Bütün gün boyunca söylendim durdum!
Samsun'un akciğerleri yok edilmeyi çalışılıyordu. 
Verilen izinlerle oluşturulan tam üç taş ocağında, Samsun'un akciğerleri oyuluyordu!
Hem de koca koca vadiler meydana getirilerek! 
Bu arada Samsunlu, ninnilerle uyutuluyordu! 
Samsun turizm kenti olacak...
Yıllar sonra, tıpkı milyonlarca yıllarda meydana gelen sahiller gibi, milyarlarca yılda 
meydana gelen dağlar ve ormanlar da yok olacak, insanlar nefes alamayacaktı. 
Bütün bunlar da üç-beş kuruşluk çıkarlar için olacaktı! 
Çocuklarımız ve torunlarımız nefes alamayacaktı!
Kocadağ’ı bu halde görünce yüreğim yandı! 
Samsun'da, o kadar çok sıkıntı var ki;
Bu ne ki, Türkiye'nin bakir ovalarından olan koca Çarşamba Ovası'na yapılan bakır, azot 
fabrikaları, küçük sanayi ve Organize Sanayi Bölgeleri, fuel oilli, doğal gazlı ve hatta 
Terme’de yapılması planlanan kömürlü elektrik santralleri, daha neler, neler... 
Bütün bunların hemen yanında yer alan Yaşar Doğu Spor Salonu ile Samsun 19 Mayıs 
Stadyumu var ki, ben, spor ve saydığım yatırımlardan çıkan zehirli dumanı yan yana 
getirebilen yöneticilerimizdeki mantığı çözemiyorum. 
Ne diyeyim, ne söyleyeyim ki; takdiri Samsun kamuoyuna bırakıyorum...
Sağlık ve sevgiyle kalın...