Mesajı doğru okumak
Yazarlar // 18 Kasım 2012 Pazar 19:53

Suat BAŞARAN

Delegenin tercihini beğenmeyip, ona ‘satılmış’ muamelesi yapmak, AKP seçmenine ‘makarnacı’ yakıştırması yapmak gibidir…
Seçmen ve delegenin yapısı değişiktir şüphesiz, ama insaf edelim yarış sürerken delegeden şikâyet ettik mi?
Aksine her aday samimi olarak kazanacağını umdu. Demek ki gezdiği gördüğü yerlerdeki delegenin ülkücü olduğunu kabul etti demektir bu…
Eğer yarışa giriyorsan yarışın kurallarını kabul ediyorsun demektir…
Yarıştan sonra mızıkçılık yapmanın anlamı yok…

*****

Kötü örnekler sadece yılgınlığa hizmet eder. Yılgınlığın ise bir ülkücünün defterinde yeri olmasa gerek.
Bir insan önce kendisini sorgulamalıdır:
“Ben kimim ve vazifem nedir?” diyerek…
Sonra da tavrını yeniden gözden geçirmelidir…
Eğer olan bitenler kendisinde bir yılgınlık meydana getiriyor ve bunun sonucunda yeni arayışlara hevesleniyorsa yolu açık olsun…
Ancak kendi devrimci(!)düşüncesini başkalarına aşılamamak kaydıyla…
Bizler çok daha kötü günler gördük, belki daha da göreceğiz…
Demek ki henüz pişmedik…
Ona buna kızarak, anlık öfkelerin, hamaset dolu konuşmalarla sonuçlanan ayrılıkların neler getirdiğini hep beraber yaşadık…

*****

Biz önümüze bakacağız. Çünkü biliyoruz ki biz kendimizi düzeltmedikçe Cenab-ı Allah bizi düzeltmeyecektir…
Yıllardır söylediğimi yineleyeceğim burada:
Evet, mevcut yönetim kötü, ama demek ki bizler de yeterince iyi değiliz…
Hadi yumuşatayım, iyi olduğumuzu delege arkadaşlara kabul ettiremedik, güçlü olduğumuza inandıramadık…
Eğer demokrasi diyorsak meseleye böyle yaklaşmamız lâzım…

*****

MHP bizim partimiz. Sadece emek değildir MHP’de kalmamamızı gerektiren. Daha da önemlisi üzerimizdeki vebâldir, ideallerimizdir, hatıralarımızdır, inançlarımızdır, inanmışlığımızdır, adanmışlığımızdır, hayallerimizdir, yapabilecek olduğumuz halde yapmadıklarımızın bize yüklediği sorumluluklarımızdır
Başka MHP yok, bırakıp nereye kaçabiliriz, ölmedikçe nereye gidebiliriz? Şehitlerimizin ruhundan kaçabilecek bir yer var mı bu dünyada?
Şairin dediği gibi: “Mukaddes emaneti ne yaptınız?” sorusuna ne cevap vereceğiz sonra…
“Aldık yeni evimize mi taşıdık” mı diyeceğiz?
Gördük taşımaya çalışanların hallerini…
Bunu vaktinde ayrılık yaşamış arkadaşlara serzenişte bulunmak için söylemiyorum.
Ha onlar ha biz…

*****

Temel bir yanılgımız var:
Biz eski evimizden yeni eve taşınırken çıplak gitmiyoruz…
Eski eşyaları da yanımızda götürüyoruz…
Yeni ev yaptık diye böbürlenirken, bize bakıp “fakat aynı elbiseleri giyiyorsunuz” diyor bizleri dinleyenler…
Ev yeni ama biz aynıyız…
Doğal olarak eski evdeki süreç, yeni evde de devam ediyor…
Bir de bakıyoruz ki, yeni evimizde de eski evdeki gibi her şey…

*****

Değiştirmemiz gereken ev değil demek ki…
Değiştirmemiz gereken zihniyettir…

*****

Kurultay sonuçlarını “her şey bitti” ya da “mücadele yeni başladı” şeklinde okumak mümkün… Bir yerde tercih ve bakışla alâlakalı bir tutumdur söz konusu olan…
Daha evvel ülkücülerin teveccühünü yanlış yorumlayanlar, kendilerine verilen destekle yeni arayışlara girdiler… Bunun sonucu oluşmuş muhalefeti partiden götürüp, sıfırladılar… Mevcuda hayat öpücüğü sundular bir yerde…
Kurultay sonuçlarını “her şey bitti” doğrultusunda yorumlayanların varacağı nokta da farklı olmaz…
Oysa sonuçları “mücadele yeni başladı” olarak yorumlarsak, partide kalıp verilen desteği daha da yukarılara çekmenin yollarını ararız…
Esasen bu kongrenin bizlere gösterdiği tam da budur…
“Sizi önemsiyor ve eleştirilerinizi ciddiye alıyorum” denmiştir delege tarafından…
Bunu bu şekilde okumak, mevcut için geriye sayımın, tükenişin başladığını da görmektir aslında. Kongrenin ardından yaptığı teşekkür konuşmasındaki uslûbu ve beyânı bu tükenişin de ilk cümleleri olarak geçmiştir kendi tarihine, gerisini zaman ve tarih hâl yoluna koyacaktır…