Madımak'ta Yanmak
Yazarlar // 03 Temmuz 2018 Salı 22:15

Ragıp GÖKER

Dün sabah, kaynayan suya çay poşeti atarken buhardan yanan elim canımı acıtınca, madımak’ta yananları düşündüm.

Ki;

Aradan 25 yıl geçmiş olmasına rağmen 2 Temmuz 1993 günü haber bültenlerini izlerken ‘’La yakın’’ diye ekranlara yansıyan o sesi hiç unutmuyorum.

Tarih boyunca bu coğrafya da çok acılar yaşandı.

Yaşananların çoğu da maalesef inanç farklılıklarından kaynaklanıyor.

Dün İran-Irak arasında, bugün Suriye’de aynı Allah ve aynı dinin kitabına inananların sırf ibadet etme biçimleri farklı diye birbirini boğazladıkları gibi Madımak’ta yakılanlar da, bir anlamda benzer kaderi paylaştı.

İslam, hoşgörü dinidir oysa.

Ne demiş yüzyıllar önce Yunus Emre:

Yaratılanı severim, yaratandan ötürü.

Kimilerinin Karacaoğlan’a, kimilerinin de Hacı Bektaş Veli’ya ait olduğunu iddia ettiği o söz var ya, din adına yaşanan savaşların anlamsızlığını anlatıyor aslında.

‘’Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini kendi getirir’’ sözünü ister Karacaoğlan söylemiş olsun, isterse de Hacı Bektaş Veli, çok doğru bir sözdür.

İnananlar olarak, bir hesap gününün geleceğine inanırız elbette ama her ne yaşarsak bu dünya da yaşıyoruz.

Madımak katliamının üzerinden 25 yıl geçti.

Günümüzde 25 yaşına yeni basmış olanlar 33 canın, ateşe verilen bir binada diri diri yakıldığı olayı bilmiyor.

Çorum ve Maraş olayları hafızalarımızda tazeliğini korurken biz, o kara günü de yaşayan nesildeniz maalesef.

Yaşananlardan ders almıyoruz ne yazık ki.

Oysa Mehmet Akif’in Safahat’inde dediği gibi ‘’tarih"i  ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?’’ sözünü bu gibi durumlarda sıkça tekrarlarız.

Davul gibi gerildik.

İnancımızın bize emrettiği, hoşgörüden uzaklaşıyoruz.

Bizim gibi düşünmeyeni, ötekileştiriyoruz.

16 büyük devlet kurmuş bir milletin fertleri olarak bu özelliğimizle övünürüz ama 15 devleti koruyamamış olmamızın nedenlerini sorgulamayız.

Dış etkilerde vardır muhakkak ama 15 devletin yıkılma nedeninin temelinde kardeş kavgası vardır aslında.

Zor bir coğrafyada yaşıyoruz.

Etrafımız, dost görünen ama zayıf anımızı bekleyenlerle dolu.

Bunu da biliriz.

Ama yine de bir birimizi yemekten geri durmayız.

Atalarımızın ‘’bir musibet, bin nasihatten iyidir’’ dediği gibi, keşke hiç yaşanmasaydı ama Madımak Olayı, ders alacağımız, son felaketimiz olmuştur inşallah.