Koca Karadeniz Bir Gaziantep Etmiyor
Yazarlar // 18 Aralık 2018 Salı 10:03

Ragıp GÖKER

Cuma günü Samsun’da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla bölgemizdeki 18 ilden 56 Organize Sanayi Bölgesi yöneticilerinin yanı sıra, Adana, Kayseri ve Gaziantep’den gelen misafirlerle Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu (OSBÜK) toplantısı yapıldı.

Murizoğlu’na şık olamayan Bakan davranışını tekrar yazacak değilim ama toplantıda konuşma yapan Bakan’ın açıklamaları sırasında yüzleştiğimiz bir acı gerçeği paylaşmak istiyorum.

Bölgemizdeki 18 ilin ihracat rakamı sadece 3,5 milyar dolarmış.

Ki, Gaziantep 6 milyar dolara ulaştırdığı ihracat miktarını beğenmiyor.

Bu arada Antep şehrinin, bu yılki ihracat hedefini 7 milyar dolara çıkardığını da hatırlatmak isterim.

Bölgemizdeki 18 şehrin elde ettiği rakamın tam iki katı yani.

İhraç ürünlerimizin arasında milyar dolarlık değeriyle fındık da var üstelik.

Karadeniz bölgesindeki ihracatının 400 milyon dolar dolayındaki bölümünü Samsun limanından gönderilenler oluşturuyor.

Bunun da büyük bölümünde de fındık var zaten.

İhraç malları arasında hububat ürünleri de var ama demir çelik de Samsun ihracatının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Bölgemizdeki hiç mal ihraç edemeyen şehirler de var.

Gümüşhane gibi mesela.

Demem o ki,

Karadeniz bölgesini oluşturan 18 şehrin ekonomisi Gaziantep’in ancak yarısı kadar ediyor yani.

Nasıl demiş skiler:

Görmeyiz halımızı, yırtarız çulumuzu.

‘’Karadenizliyiz lan biz’’ diye efeleniriz arada sırada.

Budur aslına yüzleştiğimiz acı durum.

Neden böyle, diye sorduk mu kendimize bilmem ama söyleyeyim.

İtiraf etmekten bile çekiniriz ama tembeliz biraz.

Hazır yemeye alışmışlığımız da var.

Kamudan beslenmişiz yıllarca.

Kolektif hareket etme bilincimiz de gelişmemiş.

Başına buyruk yaşarız çoğu zaman.

Kendimiz pişirir, kendimiz yeriz.

Bölgemizdeki köy evleri arasında kilometrelerce mesafe bunun en güzel örneğidir.

Kendisimizden başka kimseye güvenmediğimiz için sermayemizi de birleştiremedik.

Bölgedeki toplam Ar-Ge merkezinin sadece 18 olduğunu öğrenen Bakan bile şaşırdı bu duruma.

Yenilikçiliği, alaycı bir tavırla icat çıkarmak olarak gördüğümüz için çoğu kere bir birimizi taklit ederiz.

Türkiye’de tekel oluşturduğumuz tıbbi alet üretiminde bile bir taklitçilik var.

Zaten hepsi Bahadır’ın bünyesinden doğmadı mı?

Bugün karşı karşıya olduğumuz bu sonucun oluşmasında planlama hatası da var elbette. Ancak yoksulluğumuzun oluşmasında, her şeye ‘eyvallah’ eden tavrımızın da etkisi vardır.

‘’Ağlamayan çocuğa meme verilmez’’ denir ya.

Ağzımızdaki lokmayı aldıklarında bile sesimizi çıkarmadık.

Sonuç ortada.

Eller aya giderken, biz kaldık yaya.