Kırmızı Kitapçık
Yazarlar // 06 Kasım 2014 Perşembe 00:00

Suat BAŞARAN

‘Devlet’imizin tepesindekiler tehdit algılamalarını güncelleştirmişler.
Uzun zamandan beri ortada bir devletin olmadığına inanan biri olarak elbette olan bitene gülüyorum.
Süslü püslü elbiseleri ve ciddi pozlarıyla arz-ı endam eyleyen beyefendiler sadece tiyatro seyretme hissi uyandırıyorlar bende.
Devlet yönetirlermiş ya, bir de ‘kırmızı kitapçık’ yapmışlar.
Rengi kırmızı mı bilmem ama kesinlikle utancından kızarmıştır ‘kitapçık’…
*****
Daha evvel o koltuklarda oturanlar da böylesi belgeler düzenlemişlerdi.
Yine bir zamanların muktedirlerinden biri bugünün tek muktediri için “muhtar bile olamaz” diyesiymiş.
Belki de dedikodudur; ancak şimdiki siyasal iktidarın temsil ettiği zihniyetin bir zamanlar devlet için tehlikeli addedildiği kimse için sır değil.
Dünün büyük tehlikesi, bugün kimin tehlikeli olduğunun kararını veriyor.
Ne devlet ama!
İşte ben ‘devlet’ diye buna derim:
Varlığı için tehlike gördüğüne dönüşebilmek…
*****
Öngörü sahibi olmaya gerek yok.
Büyük siyaset dehası olmaya da.
Malûm zevatın hazırladığı kozmik(!) bilgilerden haberdar ol, gelecekte nasıl bir Türkiye’yle karşı karşıya kalacağımızı anla.
Ülke için kim hayati tehlike olarak belirlenmiş ve onunla ciddi bir mücadeleye girişilmişse bundan anlaşılması gereken gelecekte ülkeyi o zihniyetin yöneteceğidir.
Yani eğer gerçekten paralelciler(!) tehlike olarak belirlenmişse, yarınlarda onların yönetimindeki bir Türkiye kaçınılmaz demektir.
*****
Bilenler bilir,  ‘Eski Türkiye’de üç büyük tehlike vardı:
Bölücülük, İrtica ve Turancılık…
Bugün geldiğimiz durum ortada.
Bölücüler ve mürteciler(!) ülkeye hakim.
Bizim şansızlığımız Rusya’nın yıkılması.
Sovyetler çökünce milliyetçi-turancılarla mücadeleyi savsakladılar.
Yoksa kesinlikle iktidarda biz olurduk.
Şansızlık işte…