Kaybedince de Sokağa Çıkabilmek
Yazarlar // 07 Şubat 2019 Perşembe 09:40

Ragıp GÖKER

Mesele aday olmak değil.

Seçilmek zor olsa da, seçilmiş olmak da çok önemli değil.

Mesele kaybedince, ya da siyaseti bırakınca da sokağa çıkabilmektir.

Ruhat Çetinkaya’yı görüyorum her sabah.

Şehri turlayarak, yürüyüş yapıyor.

Ruhat Çetinkaya, tıpkı Muzaffer Önder gibi şehir halkının ‘’Abi‘’ diye hitap ettiği birdir.

Ki; Samsun Belediyesine başkanlık yaptı bir dönem.

Şehremini’ydi yani.

Sıklıkla selamlaşıyoruz.

Benim gibi çok sayıda inanın kendisine selam verdiğini görüyorum.

‘’Budur işte’’ diyorum.

Seçimi kaybetmiş olsa da, oy veren, ya da vermeyen herkesin saygısını kazanmak.

Muzaffer Abi de öyleydi.

Kaybedince de, onunla karşılaşan herkes, halen saygı gösterirdi kendisine.

Şimdinin siyasetçilerine bakıyorum da aday olmak bile havaya sokuyor bazılarını.

Sanırsın burnu kaf dağına erişti mutheremin.

Ya seçilirse maazallah.

Yaklaşmayın yanına.

Bir değil, iki değil.

Örnekleri çok böylelerinin.

Mesele halk adamı olmakta oysa.

Kaybedince de saygı görmek önemli olan.

Suat Kılıç vardı bir zamanlar.

Kıl aldırmıyordu burnundan.

Her gelişinde teyakkuza geçiriyordu şehri.

Saygı görmek istiyordu.

Bunun içinde zorluyordu insanları.

Derken,

Gözden düştü bir anda.

Gören, duyan var mı.

Nerelerde şimdi.

‘’Bir zamanlar, bu ülkede bakandım, bana saygı göstereceksiniz hala’’ diyor mu bilmiyorum.

Sanmam ama dese ne yazar.

Ruhat Çetinkaya  ilerleyen yaşına rağmen, bu şehrin sokaklarında özgürce gezebiliyor ama.

İnsanların gözünün içine bakabiliyor.

Ve daha önemlisi.

Saygı görüyor hala.