Kan Bağışının Önemi
Yazarlar // 08 Şubat 2018 Perşembe 00:43

Ragıp GÖKER

‘Benim Kahramanım Sensin’

Slogan bu.

Önceki gece Haber Türk televizyonunda Okan Bayülgen’in programında gördüm bu sloganı.

Programın konusu kök hücre nakliydi, konukları da kök hücre nakli ile ilgili çalışmaları yakından takip eden Hematolog Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan ve Sağlık Bakanlığına açtığı davalarla kök hücre nakli ile ilgili hukuki düzenlemelerin yapılmasında etkin rolü olan Avukat Dr. Mert Van’dı.

Programda Seçil adlı bir genç kız da vardı. Seçil. düğününe 3 gün kala kan kanseri olduğunu öğrenmiş, Seçil de nişanlısı gençle birlikte programın konuklarıydılar.

Kemik iliği nakli için gün sayıyor Seçil. “Ben bu hastalığı yendim” diyor.

Önce buna inanmış.

Bu satırları yaklaşık dört yıl önce yazarken Lösemi gibi kan hastalıklarıyla mücadelede kan bağışının önemine dikkat çekmek istemiştim.
Önceki akşam bir televizyon kanalında ‘’Kadın’’ adlı diziyi izlerken, buna dair yeniden yazmam gerektiğini düşünmüştüm ki, kök hücre nakli için kan bağışlayarak, birisi için kahraman olmak istediğime dair bu köşede üç veya dört defa daha yazmıştım.
55 yaş sınırını aşalı 5 yıl olduğu için ben birisi için kahraman olamadım maalesef çünkü bir kişinin kanından kök hücre elde edilebilmesi için TÜRKÖK,  55 yaş sınırı koymuş.
Neden böyle:
TÜRKÖK, kök hücre elde edilmesi amacıyla bağışlanan bir tüp kanı ve buna dair doku gibi bilgiyi yaklaşık 10 yıl boyunca saklıyor. Bu süre zarfında dokuların bir hastaya uyum sağladığı anlaşılırsa, bağışçıya yeniden ‘’gönüllü müsün hala’’ diye soruluyor.
Kök hücre elde edilebilmesi için öncelikle bağışının hayatta olması gerekiyor. 55 yaşını aşanlarda ölüm oranının daha sık olduğu biliniyor. Bunun yanı sıra bağışçının sağlıklı ve dinç olması da önem taşıyor.
Bu nedenle ben bağışçı olmadım ama yaşınız henüz 55’i aşmamışsa ve sağlıklıysanız sizin, birisi için kahraman olma şansınız var hala.
Birisi için kahraman olmak.
Bunu önemsemiyor olabilirsiniz ama amansız bir hastalığa yakalananların yanı sıra onların yakınlarının çektikleri acılara son vermenin bir insana katacağı değeri anlayabilmek için Salı akşamları FOX TV’de yayınlanan ‘’Kadın’’ adlı diziyi izlemenizi öneririm.
‘’Dizidir, anlatılan hikaye de abartılıdır’’ diye düşünebilirsiniz ama insanların sağlıklarına kavuşabilmek adına verdikleri mücadeleyi anlamak için arada sırada onkoloji hastanelerine uğrayın mesela.
Bu illetle mücadele için kurulmuş vakıf ve dernekler de var.
LÖSEV ve LÖSAM adına Samsun’da hastalara ve yakınlarına yardım etmeye çalışan gönüllü ordusu çalışıyor ama onlar da yetmiyor maalesef.
Biri için kahraman olmak.
Yüce bir duygu olsa gerek.
‘’Bu duyguyu yaşayamadım maalesef’’ diye düşünürken ve bunun üzüntüsünü yaşarken, dün aldığım bir e posta yüreğime su serpti ne yalan söyleyeyim.
Yazının girişinde hikayesinden bir kısım anlatmaya çalıştığım ve adını daha önce yanlışlıkla Seçil olarak yazdığım Şeyda Demir, ilkini dört yıl önce yazdığım o yazılarımdan birini önceki gün okumuş.
Almanya’ da bağış yapan bir Donör’ün dokuları, kendisine uyunca ilk nakli gerçekleşen Şeyda Demir’in ’Benim Kahramanım Sensin sloganı olan programla ilgili kaleme döktüklerinizi okuyunca bir kez daha duygulandım,  çok da mutlu oldum. Hep derdim birileri benim haberim olmadan bile bana destek oluyor,  dua ediyor,  benimle mücadele ediyor diye. Bunlardan biri sizmişsiniz meğersem. Durumumla ilgili de bilgi vermek isterim. 2014 Haziran ayında nakilim gerçekleşti. Çok zorlu bir sürecin ardından remisyona girdim. İlik uyum sağladı, kontrollerim sık, risklerim var hala ama iyiyim. Yüz yaşıma kadar yaşamayı düşünüyorum heheheh şaka tabi ve şimdi çalışıyorum. 9 ay önce de evlendim’’ cümleleriyle biten mektubunu okuyunca ne kadar sevindiğimi anlatamam.
Rezil bir dünyada yaşıyoruz.
Etrafımız ateş çemberi.
Bazen ‘’alıp başımı gitsem’’ diye düşündüğümü itiraf etmelim ama Şeyda gibi hayatının henüz baharında amansız bilinen o hastalığı, inancıyla yenmiş insanların varlığını bilmek ve bu konunda yazdıklarımızla bir kişinin bile olsa yaşamına dokunmuş ve katkı sunmuş olmayı öğrenmek bana da iyi geldi doğrusu.
Ben göremem belki ama sen yüz yaşına kadar yaşa emi Şeyda.

Not: Kök hücre nakli daha önceleri zorlu bir yöntemken, naklin, günümüzde ’’Periferik Kök Hücre. Transplantasyonu’’ adı verilen yöntemle bağışlayacağınız bir tüp kan sayesinde yapılması mümkün hale geldi.