Kalleşçe
Yazarlar // 29 Şubat 2020 Cumartesi 23:57

Ragıp GÖKER

Rusya’nın desteğini arkasına alan zalim Esed’in rejim güçleri, Suriye’de ülkemizin güvenliğini sağlamak için görev yapan askerlerimize yönelik gerçekleştirdiği saldırıda 33 kahramanımız şehit oldu.

Allah Rahmet eylesin.

Ülkemize yönelik bu hain ve kalleşçe saldırılar bir gün son olur İnşallah.

‘’Rejim saldırdı’’ diyor ya..

Esed Rejiminin buna tek başına cesaret edeceğini sanmam.

Böyle bir gücü olduğunu da düşünmüyorum ki, ortak kanı da budur zaten.

Çünkü o kalleşçe saldırı, nokta atışı gerçekleşmiş.

O koordinatları Rusya vermiş olmalı.

Zaten Rusya ‘’Biz yapmadık, rejim yaptı’’ dese de, ‘’Türk askerlerinin orada olduğunu bilmiyorduk’’ türünden açıklamalar, saldırının işbirlikçisi olduklarına dair bir itiraf gibiydi.

1952’den beri üyesi olduğumuz NATO’ya, ‘’Bir NATO ülkesi saldırıya uğramış ise, bu bütün üye ülkelere yapılmış bir saldırı olarak kabul edilir’’ şeklindeki 5.maddeye dayanarak, NATO’ya başvurduk.

Ve fakat

Öteden beri bizi, Ortadoğu’daki kararların dışında tutma hevesindeki batının ve dolayısıyla NATO ülkelerinin, olaya müdahil olacağını düşünmüyorum açıkçası.

Bize yapılan bu saldırıya karşılık vermek için NATO ülkeleri Suriye’ye savaşmak için asker göndermeyecektir yani.

Biz kendi başımızı, kendi tırnağımıza kaşıyacağız.

Bu saldırının arkasında Rusya’nın olduğunu biliyoruz artık.

Bunu, müttefiki gibi gördüğü Suriye rejimine yardım etmek için yapmış olabilir ama bunun temelinde, ülkemize karşı beslediği kin ve intikam duygusunun neden olduğuna inanıyorum.

Buna rağmen itidalli olmalıyız.

Resmi açıklamalarda da, doğrudan Rusya suçlanmıyor.

Rusya ile köprüleri atmak öyle kolay alınacak bir karar da değil üstelik.

Antalya’ya her yıl 7 milyon dolayında turist geliyor.

Bunun dışında çok yönlü gelişen ekonomik ilişkileri bir anda çöpe atmak gibi düşüncelerin kolay alınacak bir kararlar olduğunu da düşünmüyorum açıkçası.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu durumu etraflıca görüşecektir.

Burada devlet aklı işletilmelidir.

Suriye’de bugün karşı karşıya kaldığımız durum, son yıllardaki dış politikamızın da iflasına bir delil gibidir aslında.

Liderler aralarında dostluk kurabilir elbette.

Önemli olan ulusal çıkarlardır.

’Dostum Trump’’ dediğimiz, bir taraftan yüzümüze gülerken, diğer taraftan burnumuzun dibindeki teröristlere silah ve mühimmat desteği sağlıyor.

‘’Kardeşim’’ dediğimiz Putin de, Soçhi ve Astana mutabakatlarına rağmen, bizi sırtımızdan hançerleyebiliyor.

Ulusal çıkarlar devreye girdiğinde, kişisel dostluklar zaten yetmez de, müttefik olduklarımıza dair güvenemeyeceksek, bu coğrafya da her türlü bela ile karşı karşıya kalacağız demektir.

Zaten bunu yıllarca acı şekilde tecrübe ediyoruz.

İyice yalnızlaştık.

Allah ülkemizi ve milletimizi korusun.

Başın sağ olsun Türkiye.