Kadınlar Gününe Yapılan Ayıp
Yazarlar // 08 Mart 2017 Çarşamba 08:43

Ragıp GÖKER

Dünya Kadınlar Günü, ABD'nin New York kentinde daha iyi çalışma koşulları için, bir tekstil fabrikasında greve başlayan 40.000 dokuma işçisine saldıran polislerin, kilitledikleri binada çıkan yangın sonucu 120 kadın işçinin yanarak ölmesi nedeniyle, 1921 yılından beri ülkemizde de kutlanır.
Bunun için düzenlenen etkinliklerden birini de, geçtiğimiz hafta sonunda Atakum Belediyesi gerçekleştirmiş
Sehven mi oldu bilmem ama bir dönem FETÖ’nün televizyonlarında da program yapan bir kadın sunucu, konuşmacı olarak getirilmiş.
Ama kadınlar günü için davet edilen bu hanım, konuşması sırasında Avrupa’da kadına seçme ve seçilme hakkını veren ilk ülke olan Türkiye Cumhuriyetini kuran kadrolara nefretini kusmuş.
İlkadım Belediyesi de, Cumhuriyeti kuran kadrolara sövmesiyle ün yapmış sözüm ona bir tarihçiyi Samsun’a davet edip, Cumhuriyetin okullarında konuşturmuştu.
AK Partili Belediye Başkanları bunu neden yapar anlamakta zorlanıyorum.
Son örnek olduğu için, şiir okurken ağlamaktan başka özelliği olmayan İkbal Gürpınar adlı bu kadının, kadınlar günü etkinliğinde konuşmacı yapılma nedenini merak ediyorum mesela.
Tarihçimidir ki, kulaktan dolma bilgilerle, Türkiye Cumhuriyetinin tapusu sayılan Lozan’a dil uzatmış.
İnönü’nün Lozan’a giderken yanında götürdüğü bir Yahudi nedeniyle, Türkiye’de İslam’ı bitirme sözü aldığını, Türkiye Cumhuriyetine de bu nedenle kurulma izni verildiğini ve Lozan’ın buna bağlı olarak imzalandığını söylemiş.
Tam anlamıyla saçmalık.
Bu hanım ‘’2023’de özgür olacağız’’ demeyi de ihmal etmemiş.
Lozan heyeti arasında Rıza Nur gibi dindar insanların olduğunu biliyorum ama bir Yahudi’yi duymamıştım.
Velev ki olsun.
Bu ülkenin dört bir köşesinde ezan sesi işitiyorsak ve dahi bu ülke toprakları üzerindeki kiliselerde, havralarda, cem evlerinde Allah’ın huzurunda özgür bireyler olarak ibadet edebiliyorsak bunu, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, Dürrizade ve Ali Kemal gibi işbirlikçi hainlere rağmen kazandıkları o efsanevi kurtuluş savasının sonunda imzalanan Lozan’a borçluyuz.
Atatürk’ün şehri Samsun’da, kadınlar gününde, kadınlara tarihi anlatmaksa amacınız, onca kadın tarihçimiz ne güne duruyor.
Çağırın birini, İstanbul ve dahi yurdun büyük bir bölümü işgal altındayken, Sultanahmet Meydanına toplanan 150 bin kişiye ‘’Türkiye’nin istiklal ve hayat hakkını alacağı güne kadar hiçbir korku, hiçbir meşakkat önünden kaçmayacağız’’ diyerek bağımsızlık yemini ettiren Halide Edip’i anlatsın.
Ya da Şerife Bacı’yı.
Bildiniz mi kimdir Şerife Bacı?
Kastamonu'daki cephanelerin Ankara'ya götürülmesinde verdiği mücadele sonucunda 1921 yılının Aralık ayında ağır kış şartları nedeniyle henüz 21 yaşındayken donarak hayatını kaybetti Şerife Bacı.
O kahraman kadınımız, cephaneler ıslanmasın diye kazağını cephanelerin üstüne örtmüş, yavrusu ölmesin diye de, üzerine abanmış ama buna rağmen kendisi soğuktan donarak şehit olmuştu.
Lozan’a dil uzatan o hanım, bir anlamda Mustafa Kemal Paşa’ya inandıkları için Kurtuluş Savaşına katılan bütün kahramanlarımızın kemiklerini sızlatmıştır.
Samsun halkı olarak bu ayıba ortak olduk aslında.
Atatürk’ün şehrinde, Atatürk ve arkadaşlarına yapılan bu ayıp, son ayıbımız olur İnşallah.