Hukuk Mu
Yazarlar // 20 Şubat 2015 Cuma 00:00

Suat BAŞARAN

İstediğiniz kadar güzel metinleriniz olsun.

İstediğiniz kadar doğru ölçütleriniz.

Sonunda esas olan uygulamadır.

Eğer yazılanlara uymayanı yargılayamıyorsanız hukuk diye yırtınmanız, hukukun üstünlüğünden bahsetmeniz çocuk aldatmacasıdır.

*****

Beş altı ay önce bir hukuk adamına çok tahrik edici bir soru sormuştum:

Soru tahrik ediciydi ama o nispette basitti.

Bir savcı olarak size ülkenin başbakanının evinde(burada söylediğimi yazmıyorum. Dileyen dilediğini tahayyül eder) bilgisi gelse ve bilginin doğruluğundan yüzde yüz emin olsanız, hukuken nasıl bir işlem yaparsınız?

Soru iş olsun kabilinden sorulmuş değildi.

O zamanlar bir şehir efsanesi vardı:

Güya savcılar Başbakanın oğlunun evine girememişlerdi. Girselerdi paraları orada bulacak ve ipini çekeceklermiş. Oradaki polisler direnmiş içeri sokmamışlar filân.

Şahsen böyle bir şeyin olamayacağına inanıyordum.

Sonunda muz devleti değildik herhalde.

Ancak hukuk adamının verdiği cevaptan koktum.

Ve anladımki namus ve şerefimiz bizi yönetenlerin iyi niyetine emanetmiş.

Hukukun gücü değilmiş bizleri koruyan.

Yöneticilerin yüksek ahlâklarıymış.

*****

Bir Anayasamızın olduğu söyleniyor.

Bu yasa bütün yasaların üstündeymiş.

Hiçbir yasa ve yönetmenlik bu yasanın üstünde olamazmış.

Öyle buyuruyor hukukçularımız.

Tamam.

Kabul etmiş olalım.

Peki, ya birisi bu anayasayı ihlal etse!

Ne yapacağız ve kim yapacak?

İşte adam ediyor.

Bal gibi Anayasa’yı ihlâl ediyor.

Hadi bakalım.

Türkiye hukuk devletiyse.

Çıksın bakalım bu hukuk ortaya.

Sadece bu mu?

İmralı-kandil tarfiğinine ne demeli.

Hukuk bu trafiğin neresinde?

Kanunlarımıza göre İmralı’daki terör suçlusu.

Kandildekiler terör örgütü mensupları.

Ya mektup taşıyanlar?.

Meşru(!) siyasetçi.

Sonra da bu ülke hukuk devleti öylemi?

İbretlik halimiz var vesselam.