Hezimet
Yazarlar // 31 Ekim 2016 Pazartesi 10:45

Ragıp GÖKER

Hiç kazanamamışız Balıkesir'de ama takımımızı maçın başlarında kafa tutar gibi görünce, "Bu defa olacak galiba" diye düşünmüştüm.

Ve fakat

Balıkesir kalemize ilk defa geldiğinde, Fatih Kılıçkaya, rakibin golcüsü Bekamenga'nın yanından yavaşça dönüp topa vurmasına izin verince golü yemiş olduk.

Balıkesir gibi bir deplasmanda geriye düşen Samsunspor ölçeğinde bir takımın maçı çevirmesi çok zordu.

İlk yarıda da pozisyonumuz yoktu.

İkinci yarıya başlarken kulübede Osman Özköylü'yü dua ederken gördük.

İnançlı olmak ve dua etmek iyidir elbette, rahatlatır insanı.

Ama inancımız gereği Allah'ın çalışanın ve hak edenin kazanmasına izin verdiğini de biliriz.

Dua tek başına yeterli olmuyor yani.

Özköylü tecrübesinde bir teknik adamın, kulübesinde sol bek mevkiinde oynatabileceği Oğuzhan adında bir oyuncusu varken, tecrübesiz gençlerimizden Enes'i oraya koyup harcanmasına sebep olmamalıdır.

Takımımızın dün en iyisi yine Mustafa Sevgi'ydi.

O'nun tek başına gayreti maçı çevirmeye yetmedi.

Bir de, ikinci yarıda yerini Enes'e bırakmak zorunda kalan Burhan Arman biraz gayretliydi o kadar.

Canberk'in yokluğunda sağbekte Halil İbrahim Pekşen oynadı ama bu delikanlının da, o mevkinin adamı olmadığını yediğimiz ikinci golde, Furkan'la yaptıkları müşterek hatada anladık.

Muharrem Efe'nin, ön libero mevkiinde oynayacak gücü ve futbol bilgisinin olmadığını bilirdim zaten ama bu kardeşin, bu lig'de oynayacak kalibrede olmadığını da dün bir kere daha anladım.

Alperen için bizden sabır isteniyor, o sabrıda gösteriyoruz Allah için, ama be delikanlı, ayağında patenle mi oynuyorsun da, her pozisyonda düşüyorsun.

Zaten ununu elemiş, eleğini asmış Mehmet Çakır'la bir kişi eksik oynuyor bu takım.

Ziraat Türkiye kupasından skandal bir şekilde elenen takımımız, Balıkesir'de de tarihinin en farklı yenilgilerinden birini alırken, taraftarlarına büyük bir hezimet yaşattı.