Halkın Seçimi Olmayınca
Yazarlar // 20 Ekim 2017 Cuma 07:21

Ragıp GÖKER

Fuat Köktaş’ın İl Başkanı seçildiği kongre sürecindeki benzer tutum nedeniyle alışkın olsam da, AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel’in, ‘’Kongreye tek adayla gidilecek’’ açıklamasını okuyunca şaşırmıştım.
Köktaş’ın seçildiği o kongre sürecini dilerseniz kısaca hatırlayalım.
AK Parti Genel Merkezi tarafından, 24 Haziran 2012’deki Dördüncü Olağan Kongrede İl Başkanı Osman Çetinkaya’nın yeniden seçilmesinin sağlanması için kongreye tek listeyle gidilmesini istenmiş, buna rağmen İshak Taşçı ve Mustafa Acar adaylıklarını açıklamışlardı.
Bu durumda, Genel Merkezin desteğini arkasına aldığı anlaşılan Osman Çetinkaya’nın seçimi kazanacağı kesin gibiyken, Fuat Köktaş kongreye birkaç gün kala adaylığını açıklamış ve İl Koordinatörünün muhalefetine rağmen Bülent Arınç’ın da izlediği kongrede İl Başkanı seçilmişti.
Parti tabanının o desteğinden aldığı o gücün sonundaki süreç, Fuat Köktaş’ı, Milletvekilliğine kadar taşımıştır.
Gençlik ve Spor Bakanlığı yaptığı için Çağatay Kılıç da tanınır ama AK Parti’nin 6 milletvekili arasında halkta karşılığı olan tek milletvekilinin Fuat Köktaş olduğunu söylersem abartmış sayılmam.
Ki;
Genel Merkez’in tek adayla çıkılmasını istediği kongreyi de, bu gücüne güvenerek, seçim çalışması bile yapmadan kazanmıştı.
Şimdi de yaklaşan İl Kongresi öncesinde aday olacağını açıklayanlar var ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara, Bursa ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlarının istifaları istendiğine dair açıklama yaparken ‘’bu makamlara bağımsız adaylar olarak gelinmiyor, bir partinin gösterdiği adaylar olarak geliniyor. Bu görevleri biz asla terk edilmeyecek, ilanihaye kalınacak koltuklar olarak göremeyiz’’ demesinden sonra ilk kongrede, Genel Merkez’in işaret ettiği aday varken, bir başkası ‘’yarışta ben de varım’’ diyebilecek mi acaba merak ediyorum.
Süreci izleyeceğiz ama gündemi bu konu değil, istifası istenen belediye başkanlarının durumu daha çok meşgul ediyor.
Bugün istifaları istenen belediye başkanları halkoyu ile seçilmiş olsalar da, güçlerini halktan almıyorlar aslında.
Önseçim gibi bir yarışın sonucunda aday olmadı çünkü hiç biri.
Bir irade ki o irade Recep Tayyip Erdoğan’dır.
‘’Partimizin adayı sen olacaksın’’ dediği için bugün o koltuklarda oturuyorlar.
Geçmişte kendilerini o koltuğa oturtan, bugün ‘’o koltuğu bırak’’ diyor yani.
Bu duruma şimdi‘’ama demokrasi’’ diyerek itiraz edenler, o makamlara demokratik bir yarışın sonucunda gelmedikleri için olsa gerek, arkalarında da kendilerine sahip çıkacak büyük bir halk desteği bulamıyor.
Olan budur.