GİDİŞ MUHTEŞEM OLACAK
Yazarlar // 7 Ocak 2020 Salı 13:36

İsmail BAŞARAN

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sına göre, yapılan milletvekilliği seçimleri sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisinde seçilmişlerin yemin etmeleri gerekiyor. Yemin etmeyenler de milletvekili sayılmıyorlar. Milletvekili seçilenler Türkiye Büyük Millet Meclisinde halkın önünde gerçekleşiyor. Meclise vekil olmak için seçilip gidenler neyin üzerine yemin ediyorlar?

Son günlerde Türkiye’nin geldiği durum ve bu yemine uyulup uyulmadığını hangimiz sorguluyoruz bilmiyorum da ben sorguluyor ve birçok vekilin yeminlerine sadık kalmadıklarını görüyorum. Seçilenler vekil olabilmek için Türkiye Büyük Millet Meclisinde halkın önünde nasıl bir yemin ediyorlar hatırlayalım:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Milletin kayıksız ve şartsız egemenliği var mı, yok, çünkü milletin seçtiği belediye başkanları görevden alınıyorlar ve yerlerine tek kişinin iradesi hâkim oluyor. Yani milletin iradesi yok sayılıyor.

Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalınıyor mu, hayır. Bırakın bağlı kalmayı Atatürk’e hakaretler bile günden güne çoğalıyor ancak savcılar bir türlü harekete geçmiyor ve bu hakaretçiler yargılanmıyor. Ülke kurucusuna hakaret suç sayılmıyor ancak başkasına hakareti bırakın eleştirmek bile suç sayılıyor. Kısaca Anayasa’ya sadakat da böylece yerine getirilmiyor. Milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkes insan haklarından yararlanabiliyorlar mı, hayır. Toplumun huzur ve refahı kaldı mı, millet sokaklarda birbirini vuruyor, hırsızlıklar artmış, kadın cinayetleri artmış, devlet yönetimindeki bazı kişiler “Bir defadan bir şey olmaz” diyebiliyor.

Buradan hareket edip gelelim Samsun’a. Samsun milletvekilleri, Samsun halkının refahını artırıcı neler yapıyorlar, fabrika kuruluyor mu üretim artırılabiliyor mu?

İktidar Partisi milletvekilleri, İktidar partisinden seçiler Büyükşehir Belediyesi’nin zamları karşısında “Ne yapıyorsunuz halkı AK Parti’ye karşı isyana mı teşvik ediyorsunuz, çekin bu zamları geri” diyebiliyorlar mı, hayır. O zaman halk adalet anlayışı içinde yönetilmiş ve yemine sadık kalınmamış olmuyor mu?

Halktan kopan iktidarların gidişleri, gelişlerinden daha tantanalı olur diye düşünülmüyor mu hiç? İşler iyi gitmiyor olmalı ki yine asker öne sürülüyor, yine gündem değiştiriliyor.

Dönüşüm muhteşem olacak diye bir söz vardır o galiba değişiyor artık çünkü iktidarın gidişi gelişinden daha muhteşem olacağa benziyor.

GÜNÜN SÖZÜ

Cesaretin bittiği Öyle horozlar var ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar...(Ledric Dumont)