Gazetecilerin Bayramı
Yazarlar // 11 Ocak 2018 Perşembe 21:58

Ragıp GÖKER

‘’Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir’’
Sözlükler gazeteciyi böyle tarif ediyor.
Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramıydı.
1971 Muhtırasının Faşist Cuntası ‘’bayram değil’’ dese de, 10 Ocak bir bayramdır.
Çünkü o gün, Türkiye’de çalışan gazeteciler ekonomik özgürlüklerini kazanmıştır.
Halkımız bunun ne kadar farkındadır bilmiyorum ama aslında gazetecinin ekonomik özgürlüğü bir anlamda halkın haber alma özgürlüğüdür.
Ekonomik bağımsızlığı olmayan bireyin, tam olarak özgür olamayacağını biliriz ama ekonomik özgürlük,  görevi halka haber vermek olan gazeteci için daha da önemlidir.
Çünkü gazeteci, gerektiğinde hükümetlerin ve güç odaklarının işine gelmeyecek haberi ve bilgiyi de verebilmelidir.
Sedat Simavi, yıllar önce ‘’kalemini kır ama asla satma’’ demiş.
Patronlarımdan Rahmetli Nezih Demirkent de ‘’para kazanılır ama prestij asla’’ diyerek, güvenilir kişi olmanın, bir gazeteci için önemli olduğuna işaret etmişti.
1961 Anayasası, patron ve gazeteci ilişkisini düzenleyen 212 sayılı yasayı getirerek, gazetecilere ekonomik özgürlüğünü kazandırmıştı.
O dönemin patronları buna karşı çıkmış, yasayı protesto etmek amacıyla da gazeteleri bir süreliğine çıkarmamak için boykot başlatmışlardı ama gazeteciler, Gazeteciler Cemiyeti öncülüğünde çıkardıkları gazeteyle, halkın ülkede olan bitenden haberdar olmalarını sağlamışlardı.
O gün yani 10 Ocak, 1971 yılına kadar Basın Bayramı olarak kutlanmıştı.
Günümüzde gazetecilik mesleği, 5953 sayılı yasayla yeniden düzenlenince, gazeteciler, 212 sayılı yasayla kazandıkları hakların büyük bir bölümünü kaybettiler ama günümüzde çalışanların büyük bir bölümü bunun farkında bile değil.
Gazetecilere ekonomik özgürlük getiren 212 sayılı yasanın önemi çalışan gazeteciler tarafından bile bilinmiyorsa, halk tarafından de önemsenmez ama aslında halk bunu daha da önemsemelidir.
Çünkü gazeteci, hükümet veya güç odaklarından baskı görmüş olan patronunun da ‘’yazma’’ dediğini yazmalıdır.
Şuna inan:
Patronun ‘’yazma’’ dediği haber, bil ki, senin çıkarlarını savunan bir konudur.
Çünkü, gazetecinin yazdıkları önemlidir ama yazamadıkları daha önemlidir.
Gazeteciler, yeni düzenlemelerle,  212 sayılı yasanın kendilerine kazandırdığı hakların büyük bir bölümünü kaybettiler.
Bugün her konuda özgürce yazamıyorsa, sakın gazeteciyi suçlama, suçun büyüğü, o haklar gazetecinin elinden alınırken ‘’oh olsun’’ diyerek olup biteni uzaktan izleyen senindir aslında.
Ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama Basın Bayramının arifesinde, minibüs esnafının yaşadığı sorunlar konusunda Büyükşehir Belediye Başkanının görüşünü almak isteyen iki meslektaşım ki biri de genç bir kızdır, korumaları tarafından tartaklanırken Başkan,  ‘’bunun bir nedeni vardır, bu ayıbı kendinizde arayın’’ diyor.
Büyükşehir Belediyesinin uygulamaları nedeniyle sıkıntıya düşmüş minibüs esnafının sorunları konusunda kendisine soru sorulmasına sinirlenen belediye başkanının, ‘’oh olsun’’ anlamına gelen sözlerini ‘’gazeteciler de her şeye burnunu sokuyorlar ve böyle muameleyi hak ediyorlar’’ diyerek tepkisizce izlersen, sözün bittiği noktaya gelmişiz demektir.
Hoş bu duruma adı ‘’Gazeteciler Cemiyeti’’ olan kuruluşların sadece biri tepki verirken, bizde birden fazla olan meslek kuruluşları, bu durumu, başkanın öfkesinden korkarak uzaktan izliyorsa, bu konuda halkımızı suçlamakta yersiz aslında.
Boşuna söylenmemiş o söz:
‘’Her toplum hak ettiği gibi yönetilir’’