Fiyat Artışlarına Yetişememek
Yazarlar // 31 Mayıs 2022 Salı 18:59

Ragıp GÖKER

Gençlik yıllarımda İpin ucu bir kere kaçmaya görsün /İşte o gün bugündür dertte başım diye başlayan bir şiiri sıklıkla okurdum.

O dizeler bu günlerde yine dilime pelesenk oldu.

AK Parti İktidarlarının ilk on yılı ve de özellikle 2003-2007 arası ekonomi politikaları çok başarılıydı.

AK Parti İktidarının ilk günü olan 4 Kasım 2002’de bir dolar mesela bir milyon 614 bin liraya satılıyormuş.

2004 yılı sonunda paramızdan altı sıfırın atılmasıyla 2005 yılın ilk günlerinde dolar kuru 1.33-1.34 liraymış.

YTL yani.

İktidara muhalefet edenler tarafından ''Cumhuriyetin tüm kazanımları satıldı'' falan gibi eleştiriler yapılsa da, ekonomide uzun süreli bir istikrar dönemi yaşanmışı.

Ta ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildiği güne kadar!

Yeni Hükümetin açıklandığı gün kur 4.63’müş.

Ne olduysa o gün itibariyle oldu sanki.

Dolar hızla yükselmeye başladı.

Hızlı artışa rağmen geçen yıl bile bugünlerde dolar 8,5 liradan işlem görüyordu.

Dün bu yazının hazırlandığı gün kur 16,38'di.

Bir yılda neredeyse kur iki kat bir artmış.

İpin ucu tam olarak ne zaman kaçtı bilmiyorum ama o dizelerde söylendiği gibi ipin ucunun kaçtığı gün itibariyle başımız dertte bizim.

Yeşilırmak ve Kızılırmak havzalarının beslediği iki büyük ova olan Çarşamba ve Bafra ovalarından yeni ürün alınmaya başlayınca pazar tezgahlarında fiyatlar biraz olsun vatandaşa nefes aldırmaya başladı ama yine de etiketlerde yazan fiyatlar, geçen yılki etiketlerin hala iki katı dolayında maalesef.

İlkadım'daki İstasyon pazarında Cumartesi günü Ayşekadın fasulye 25 liraydı.

Aşağıçinik doğumluyum biliyorsunuz bu nedenle Tekkeköylü olduğunu öğrendiğim genç bir pazarcı esnafının hemşeri kontenjanından yararlanarak kilosu 20 liradan bir kilo taze fasulye alabildim.

Ama taze patates hala pahalı.

Yoğurt süt aldığımız esnaf Taflan Pazarında tezgah açtığı için Pazar günleri mutlaka Taflan da pazarına uğrarız.

Haftalık yoğurdumuzu alıp şehir merkezindeki evimize dönerken Karım Nesime, ''Dolapta hiç kıymamız kalmadı'' deyince İncesu'daki kasabımız olan Devecioğlu'na uğradık.

Sıramızı beklerken, elinde bir fiş (Kredi kartı slipi) ve birde üzerinde kasabın markası yazılı poşetle biri girdi.

Belli ki kıyma almış ama fiyatını sormamış.

Çalışan birine yaklaşıp ''Kıyma kaç lira ki?'' diye sordu.

Dana kıymanın 130 liradan satıldığını öğrenince ''Haa öyle mi'' dedi ve yüzündeki şaşkın ifadeyle kasap dükkanından ayrıldı.

Anlaşılan bir süre hiç et almamış, son defa alırken de fiyat sormamış.

Ve yüzden de kasabın kredi kartından para çekerken yanlış rakamlar girdiğini düşünmüş olmalı ki, kasap dükkanından ayrıldıktan bir süre kart slipine baktığında bir hata yapıldığına inanmış ve soluğu tekrar kasap dükkanında almış.

Et fiyatları da birçok ürün gibi hızla yükseliyor.

O vatandaşın şaşkın halini görünce Halil Devecioğlu'nun kasap dükkanında uzun yıllardır çalışan İsmail Seven’e  ''Daha önce et kaç liraydı?'' diye sordum.

Dana kıyma altı ay önce 63, bir yıl önce de 50 liradan satılıyormuş.

Tarımsal politikamızda peşi sıra hatalar yapıldığı iddiaları sıklıkla dillendiriliyor.

Özellikle girdi maliyeleri hızla artıyor.

Buna bağlı olarak ekili alanlarımız gittikçe azalıyor.

Tarımın bir başka ayağı olan hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşanıyor.

Yem hammaddesini çoğu ithal olduğu için kur arttıkça hayvan beslemek de köylülerimiz için bir yük halini aldı.

Anguslar gibi canlı hayvan ithalatıyla vatandaşın et ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz ama bu politikayı daha ne kadar sürdürebilir onu da bilemedim.