Eskişehir Notları
Yazarlar // 27 Şubat 2015 Cuma 00:00

Ragıp GÖKER

“Para kazanılır ama prestij asla”
Böyle demişti Rahmetli Nezih Demirkent.

Para kazanmanın zorluklarını da biliyorum ama Nezih Beyin de söylediği gibi bende prestij kazanmanın çok zor olduğuna inanıyorum.
Hatta bunun korumanın günümüzde daha zor hale geldiğini düşünüyorum.
‘Doğru haber, tarafsız yorum’ Nezih Demirkent’in kurduğu Dünya’nın yayın ilkesidir.
Bu ilke Nezih Demirkent’in Dünya’lılara bıraktığı en büyük mirastır.
Onu kaybedeli 14 yıl oldu.
35. yılını kutlayan Dünya, halen ülkemizin en prestijli yayın organlarından biriyse bunu Nezih Demirkent ilkelerini ödün vermeden sahiplenen ve sürdüren başta Didem Demirkent ile Hakan Güldağ yönetimindeki yazı işleri ekibine, etkili yazı kadrosuna ve hatta en çok da onu sahiplenen okurlarına borçludur.
Dünya onun için ‘Tek ve hürdür’
20 yıla yakın hizmet verdiğim Dünya’nın kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen etkinliklere katılmak için iki gün boyunca Eskişehir’deydim.
Bölge Temsilcisi Tülay Taşkın’ın mükemmele yakın ev sahipliği ve organizasyon yeteneği sayesinde bende Eskişehir’i daha yakından tanıma imkanı buldum.
Eskişehir izlenimlerimi anlatmaya başlamadan önce peşinen şunu söylemek isterim:
“Eskişehir’e Yılmaz Büyükerşen’in eli değmiş”
Benim gördüğüm en belirgin özellik, şehrin bir sanatçı duyarlılığı ila düzelenmiş olmasıdır.

Şehir merkezindeki bazı caddelerin trafiğe kapatılmış olmasına rağmen Eskişehir’in trafik diye bir sorunu yok mesela.
Birçok kavşakta Yılmaz Büyükerşen tarafından yapılmış heykelleri görüyorsunuz.
Eskişehir’de de raylı sistem var ama bizdeki gibi değil, neredeyse şehri örümcek ağı gibi örmüşler.
Tren şehrin her noktasına ulaşıyor yani.
Odunpazarı’nda birçok tarihi bina belediyenin imkânlarıyla restore edilmiş. Bir kısmı otel ve motel olarak kullanılıyor ama bazıları da müze yapılmış.
Cam sanatları müzesi de var, aynı zamanda bir heykeltıraş da olan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in kendi elleriyle yaptığı Balmumu Heykel Müzesi de var.
Eskişehir için ‘Müzeler Kenti’ yakıştırması da yapılabilir pekala.
Geçen yıl günde 17 bin ziyaretçi almış Masal Şatosu bile var mesela.
Sualtı müzesinde dev akvaryumlardaki türlü türlü deniz canlılarını görmek için yerli ve yabancı turistler şehre adeta para akıtıyorlar.
Beni bilim ve teknoloji müzesi de etkiledi ama en çok da yapay plajı beğendim.
Küçük bir plaj ama çok etkileyici.
Samsun’da, Samandağ’dan sonra ince kumla kaplı Türkiye’nin en uzun ikinci kumsalı olan doğal plajları insan eliyle yok edilirken, Eskişehir’e insan eliyle yapay plaj yapmışlar.
Hiç kuşku yok ki tarih, bu iki Büyükşehir Belediye Başkanını bu özellikleri nedeniyle yazacak ve belki de yargılayacaktır.
Bir öğrenci kenti olarak biliniyor Eskişehir. Şehir bu nedenle çok büyümüş ama benim gördüğüm Eskişehir halkı öğrencileri ‘velinimet’ gibi görüyor.
Şehrin gelişmesindeki en önemli faktörün gençler olduğunu biliniyor.
Kimse gençlerin yaşam tarzı ile ilgilenmiyor.
Gençlerde halkı etkilemeye çalışmıyor ama her iki kesimin de bir birlerinden etkilendiklerini söylemek mümkün.
Herkes halinden memnun yani.
Bu özellik Eskişehir’i mutlu insanların kenti yapmış.
Darısı başımıza.