Dinde Reform ya da Güncelleme
Yazarlar // 11 Mart 2018 Pazar 22:12

Ragıp GÖKER

"Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam'ın hükümlerinin güncellenmesi var. Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız’’

Bu sözler, ‘Asansörde halvet olmak, battaniye şehvete yo açar,’ketçap azdırır’ gibi saçmalıklarıyla tanınan Nurettin Yıldız gibi kişilerin ilahiyatçı olarak tanımlanıp Din Adamı olarak kabul edilmeleri üzerine yoğunlaşan eleştiriler sonucunda, Kadınlar Günü münasebetiyle bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait.

Cumhurbaşkanı böyle konuşunca, ‘dinde reform mu yapılacak’ tartışmaları başladı.

Sosyal medyada ‘‘CHP’liler, ya da başka partiden birisi böyle konuşsa çarmıha gererlerdi, Recep Tayyip Erdoğan söyleyince, kimseden ses çıkmıyor’’ gibisinden paylaşımlar bile yapıldı.

Ki; böyle konuşanlar da haksız sayılmaz aslında.

Yaşar Nuri Öztürk ‘Allah ile aldatmak’ ve benzeri onlarca kitabının yanı sıra konferans ve televizyon konuşmalarında benzer sözleri edince, din düşmanı ilan edilmesi henüz unutulmadı.

Dinimizin reforma ihtiyacı var mı?

‘’Hayır’’.

Kuran’ın günümüze kadar korunduğuna ve Kuran’da yazılanların Allah’ın sözleri olduğuna inanırız.
Bunda asla şüphe duymayız.
O nedenle ‘reform’ sözcüğü, tepki çeker.

Ve fakat

İçtihatların yeniden yorumlanmasına ihtiyaç olduğu da tartışılmaz bir gerçektir.

Nitekim Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın Twitter hesabından yaptığı açıklamayla ‘zamanın değişmesiyle içtihadı hükümler ve yorumlar değişir ve yenilenmeye ihtiyaç duyar, kastedilen budur’’ şeklinde açıklama yaptı.

Hürriyet’ten Taha Akyol’un dünkü yazısında belirttiği gibi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de, 1 Mart 1922’de Meclis kürsüsünde benzer şeyleri söylemiş.

Medeni kanunun gelişi de o konuşmaya dayandırılır zaten.

Tam olarak o kastedilmese de, dinde reform sözcüğü bile kabul görmez ama güncelleme doğru tanımlama olur.
Dinimizi doğru öğrenmeliyiz.
Tek kaynak da Kuran’dır.

Milletimizin Allah’ın sözlerini öğreneceği tek kaynak olan Kuran’ı öğrenmek de, kutsal kitabımızın kendi dilimizde tefsiriyle mümkündür.

Atatürk bunun büyük bir ihtiyaç olduğunu yıllar önce anlamış.

Elmalı Hamdi Yazır’a, cebinden verdiği parayla kutsal kitabımızın Türkçe tefsirini yaptırmış ama ömrü o eserin tamamlanmasını görmeye yetmemiş.

Dinimizi ve onun kurallarını tek elden yanı Kuran’dan öğrenirsek, ‘bezirgan’ tipli din tüccarı sözde hocaları da Allah ile aramıza aracı koymaya ihtiyaç duymayız