Dikkat Sağlık Sistemi Çöküyor
Yazarlar // 07 Kasım 2017 Salı 00:09

Ragıp GÖKER

Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’ın, risk almak istemediği için olsa gerek, hiç bir belgeye imza atmadığı konuşuluyor.
Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği adında bir kurum vardı biliyorsunuz.
Eski dönemin, illerdeki Sağlık Müdürlüğü gibi bir görevi yapıyordu.
Hastaneye 50 kuruşluk bir diren mi alınacak, onun kararını bile Genel Sekreter veriyordu.
Bu arada Hastanelerde de iki başlı yönetim oluşturulmuştu.
Başhekimlerin yanı sıra, Hastane Yöneticisi adı altında idari bir birim de oluşturulmuştu.
Hastanelerdeki bu iki başlı yönetimin işlemeyeceği baştan belli olunca, bu uygulamadan hemen vazgeçildi ama Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği uygulaması üç ay öncesine kadar sürdü.
Genel Sekreterlik makamı da kaldırılınca, illerdeki sağlık işlerini yine sağlık müdürlükleri yürütmeye başladı.
Sağlık sektörünce, sistemde eskiye dönülme kararı başlangıçta memnuniyetle karşılandıysa da, görev süreleri dolan, Sağlık Müdürlerinin yanı sıra, hastaneleri yönetecek başhekimlerin de atamaları yapılmadı.
Atama karları askıya alınmış gibi bir durum var, Bakan atama kararlarını imzalamıyor çünkü.
Şu anda hastaneler, depolarındaki malzemeleri kullanarak durumu idare ediyorlar ama malzemeler tükenince tam anlamıyla bir kaos yaşanacak.
Daha önce de yazdım, bir kere daha tekrarlamak isterim.

Koltuğunda vekaleten oturan bir sağlık müdürü veya başhekimden, milyonluk faturalara imza atmasını bekleyemeyiz.
Sistemde sorun yaşanmadığını iddia edenler olabilir.
Ama hastanelerde sorun yaşandığını görebiliyoruz.
Ben tanık olanlardan biriyim.
Kanser illetiyle boğuşan Babamı her gün Samsun Onkoloji hastanesinin radyoterapi ünitesine götürüyorum.
Doktoru, babamın 36 seansta ışın tedavisi almasını önerdi.
Burada bir parantez açarak, Samsun Onkoloji Hastanesinde başta doktorlar olmak üzere sağlık teknisyeni ve tüm görevlilerin hastaları moralini yüksek tutmak için olağanüstü gayret gösterdiklerini söylemek isterim.
Her gün güler yüzle karşılanıyoruz hastanede.
Ama malzeme yetersizliği nedeniyle yaşanan sıkıntı gizlenemiyor.
Alman markalı bir cihaz sürekli arıza çıkardığı için tedavilerin aksaması da kaçınılmaz oluyor.
Tıbben bir sıkıntı oluşur mu bilmem ama mesela Babamın tedavisi sırasında aynı cihaz, 34 günde 5 kez arıza çıkarınca tedavide de aksamalar meydana geldi.
Babamı hastaneye ben taşıyorum.
Tedavinin aksaması dışında bu bizim için problem olmuyor ama uzak diyarlardan gelenler var.
Çoğunun konaklayacak yeri de yok.
Onkoloji de durum bu.
Gazi ve Araştırma Hastanesindeki polikliniklerde de son günlerde yığılmalar yaşandığını gözlemliyoruz.
Sağlık Bakanlığı, sistemde eskiye dönüleceğini söylerken hastanelerde yeniden kuyruklar oluşacağını ima etmemiştir sanırım.
Türkiye’nin Sağlık Bakanı, FETÖ’cülere bulaşma endişesiyle atama kararlarına imza atmaktan çekiniyor olabilir ama sistemin tıkanma noktasına geldiğini de görmek durumundadır.