Devletçilik oyunu
Yazarlar // 01 Nisan 2013 Pazartesi 05:23

Suat BAŞARAN

“Bir savcı çıkıp, 'Siz niye Türkiye'ye barışı getirmeye çalışıyorsunuz?' diye hesap mı soracaktır? Ya da akan kanın, akan gözyaşının dindirilmesi için 'Niçin gayret ediyorsunuz?' diye mi soracaktır? Bu suçsa, ben bu suçu işliyorum burada.”
Evet, evet bu sözler Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı’na aittir…
Anayasa’sında “bir hukuk devleti” olduğu vurgulanan Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı’na…

*****
Demokrasi ile yönetilen normal bir ülkede söylenmesi hayal bile edilemeyecek bir sözdür bu…
Bu ülkede oluyor…
Sanki barış(!) için, akan kanın durması için yasal düzenleme yapmak ayıp bir şey…
Kimse sormuyor:
“Sen kimsin, suç işleme hakkını kimden alıyorsun?” diye…
Sonra utanmadan Sayın Bahçeli’nin sözü üzerine savcılar göreve çağrılıyor…
Devlet bey, “Suçsa ben bu suçu üzerime alıyorum” derse nasıl cevap verilecek?
“Suç işleme hakkı sadece iktidara aittir” şeklinde mi?

*****
Adalet Bakanı’nın bu demecinden sonra hiç kimse hukuktan bahsedemez artık…
Bu söz, “Ülkemizdeki bütün tutuklular ve hükümlüler sadece yeterince güçlü olmadıkları için hürriyetten mahrum bırakılmışlardır” anlamına gelir aynı zamanda…

*****
Bakanımıza göre bir mahalle kabadayısı mahallenin huzurunu bozduğunu varsayarak birini öldürebilir ve hatta öldürmelidir de…
Onu tutuklatacak savcı ‘huzur düşmanı biri’ olarak ilân edilir kolaylıkla!..

******
Sözün bittiği andır bu…
Adalet mülkün temeliyse; Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli çökmüş demektir…
Bu saatten sonra bütün konuşmalar anlamsızdır…
Anlamsızdır çünkü, hukuk yoksa Devlet de yoktur…
Sadece devletçilik oynayan insanlar ve onları seyredenler vardır; o kadar…