Denetimli Serbestlikte Rehabilite Olmak
Yazarlar // 20 Eylül 2014 Cumartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Yaklaşık 4 bin insan.
Ki: bazıları gerçekten sorunlu.
Aralarında suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş, yani bunu meslek edinmiş olanları da var.
Bazıları için ‘suçsuz’ demek istemem ama gerçekten suça şöyle veya böyle bulaşmış olanlar da var bu 4 bin dolayında insan arasında.
Hani nasıl söylenir ‘kader mahkûmu’ bazıları.
Nüfusumuz her geçen gün artıyor.
Cezaevleri tıka basa dolu.
Bir mahkûmun devlete günlük maliyetinin yüz lirayı aştığı söyleniyor.
Bu nedenle devlet her suçluyu içeride tutamıyor. Bunun için bir çözüm bulunmuş.
Denetimli serbestlik uygulaması var nicedir.
Devlet, cezaevinde tutmak yerine bazı hükümlüleri dışarıda takip ediyor.
Bizim Mehmet Yazıcı da, “Bülbülün çilesi, dili belasıdır” denir ya. Kontrol edemiyor bazen kendisini, öfkesini kalemine de yansıtıyor.
“Kaleminden kan damlar” denir ya öyle yani. Mehmet, bu nedenle adliye koridorlarına sık sık konuk olur.
Geçen gün kendisini gördüm, gazeteye yakın bir mekânda kahvaltı yapıyordu. ‘’Hayırdır bu saatte ne işin var buralarda” dedim.
“Çalışıyorum” dedi.
Ben de bilmiyorum ya. “Hayırlı olsun” dedim kendisine.
Meğer devlete çalışıyormuş.
Bir ara Samsun Denetimli Serbestlik Bürosuna gidip imza atıyordu.
Uygulama kaldırılmış şimdi, takip altındaki hükümlüler denetimli serbestlik süresinin büyük bir bölümünü devlete çalışarak geçiriyorlar.
Mehmet Aksoy’a,”Bizim Mehmet, devlet kapısında iş bulmuş, kendisini ziyaret edelim mi?” diye sorduğumda hemen peşime takıldı.
Birkaç ay öncesine kadar dar bir mekânda faaliyetini sürdüren Denetimli Serbestlik Bürosu, şimdilerde boşaltılan adliye binasının dört ve beşinci katında çalışmaya başlamış.
Mehmet’i bulduk yerinde, “Hayırlı olsun” faslından sonra, Mehmet bizi Samsun Denetimli Serbestlik Bürosunun yöneticisi Canan Soğukpınar’la tanıştırdı.
Denetimli Serbestlik Büroları da bir nevi cezaevi aslında.
Cezaevlerini bilirsiniz. Soğuk mekânlardır, Allah kimseyi oraya düşürmesin ama Canan Hanımın yönetimindeki Samsun Denetimli Serbestlik Bürosu bu anlayışı yıkmış.
Mehmet tanıştırdıktan sonra kendisi bizi makamına getirmemiş olsa, Canan Hanımın gönüllü bir çalışan olduğunu düşünecektim.
Öyle bir izlenim veriyor.
OKA’ya proje yapmışlar. Yanlış hatırlamıyorsam 117 bin liralık bir proje ile bizim eski adliye binasının üst katlarını suçluların rehabilite edilebileceği bir merkeze, daha doğrusu bir dershaneye dönüştürmüşler.
Aralarında ebru sanatını öğrenen de var, müzik dersi alanda.
Onlarca gitar gördüm müzik dershanesinde, yine başka bir odada onlarca bilgisayar vardı. Bazı hükümlüler bilgisayar programlarını öreniyormuş.
Canan Hanımla kahve içerken çöpleri almak için birisi girdi içeriye.
Eski bir hükümlüymüş ama süresini doldurduğu halde, mekânı terk etmek istemiyormuş. O eski hükümlü, denetimli serbestliğin bir nevi gönüllüsü gibi çalışıyormuş.
Eşi de hukukçu bir adliye personeli olan Canan Hanım, Samsun’daki Denetimli Serbestlik Bürosunu yuva sıcaklığına dönüştürme başarısı göstermiş bir yönetici olmuş.
İyi şeyler de oluyor bu şehirde. İyi bir şeyin olmasını sağlayan Canan Soğukpınar’ı da bu vesileyle kutlamak isterim.