Dağıldık
Yazarlar // 18 Eylül 2017 Pazartesi 09:59

Ragıp GÖKER

Maçın başındaki iki atağı görünce ‘’takım iyi başladı, atarız’’ diye düşünmüştüm ama Altınordu Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu, belliki dersine iyi çalışmış.
Savunmamızdaki zayıf noktanın sağ taraf olduğunu anlayan Eroğlu’nun takımı, sürekli o taraftan yüklendi ve ilk iki golü de oradan buldu.
Kaç transfer yaptık bu sezon tam olarak sayamadım ama dün akşam altı yabancıdan bile anca ikisiyle sahadaydık.
Fişek gibi oyunculardan kurulu Altınordu takımının şakır- şakır top oynadığını görünce,  transfer politikamızın da çok isabetli olmadığını anladık.
‘’Altı yabancı aldık’’ diye övünüyoruz biliyorsunuz ama çok yabancın da olsa sahadaki oyun futbola benzemeyince kazanamazsın.
Nitekim yabacısız oynayan Altınordu, evire, çevire yendi bizi
Dördüncü golden sonra ‘’Alpay istifa’’ seslerinin duyulması kaçınılmazdı ki, Alpay Özalan, ilk golü yedikten sonra kulübeden hiç çıkamadı.
Futbolda yenmekte var yenilmekte.
Bu oyunun birinci kuralı şudur:
Kazanmak için ter dökeceksin.
Samsunspor, maçın ikinci yarısına başlarken biraz dişini gösterse de, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti.
Dördüncüyü yedikten sonra, Muhammet Beşir’le gol de bulduk ama bu bile, taraftarın tepkisini azaltmaya yetmedi
Samsunspor’un tarihinde ilk defa, dün akşam, gol atsa bile takımın, taraftarı tarafından yuhaladığına şahit olduk.
Bu da oldu yani.
Maça dair daha fazla bir şey yazmayacağım.
Maç sonunda, ‘’bu büyük camiaya yaşattıklarımız için utanç içindeyim’’ dese de, Özalan’ın, istifayı düşünüp düşünmeyeceğini daha çok merak ediyorum.
Ki; tribünlerin bu konudaki çağrısını da hatırlattığımda ‘’şu an için bunları konuşmak doğru olmaz, yarın, öbür gün bu konuda daha sağlıklı açıklama yaparız’’ demekle yetindi.
‘’Bu sezon, o sezon olsun’’ demiştik.
Bu sezon olmazsa ki, olma ihtimali de az gibi görünüyor.
Bunun sonu felakettir bilesiniz.