CHP Değişiyor
Yazarlar // 20 Şubat 2017 Pazartesi 08:44

Ragıp GÖKER

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un da dediği gibi CHP, 'Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemini' de içeren Anayasa değişikliği ilgili yasayı, Anayasa Mahkemesine götürmeyerek herkesi şaşırttı.

Anayasa Mahkemeleri (AYM), demokrasilerin balans ayarıdır ve halktan alınan yetkinin iktidarlar tarafından yanlış kullanmasını önlemek amacıyla kurulmuştur.
Biz 1961’de tanıştık ama İngiltere’de Anayasa Mahkemesi gibi bir kurum yoktur.
Monarşiyle yönetiliyor olmasına rağmen demokrasinin beşiği sayılan İngiltere’de, 1215 yılında imzalanan ‘Magna Carta’ belgesindeki kurallar uygulanır.
Ki; Kralın haklarını kısıtlayan Magna Carta belgesi, 800 yıl önce İngiliz halkına özgürlükler tanımıştır.
İngiltere’den kaçarak geldikleri yeni kıtada ABD’yi kuran  ‘Kurucu Babaların’ Amerikan sisteminde güvendikleri en önemli kurum da bizdeki AYM'ye benzeyen Yüksek Mahkemeydi.
Onun içindir belki halk tarafından seçilmiş olsalar da, ABD Başkanlarının Yüksek Mahkeme kararlarına uymamak gibi bir lüksü yoktur.
Şu sıralar OHAL nedeniyle ülkemiz daha çok Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetiliyor olsa da, yasaları, halkın oylarıyla seçilen milletvekilleri yapar.
Bir anlamda halkın iradesi tecelli etmiş sayılır ama buna rağmen, demokrasilerde, çoğunluğun oylarıyla iktidara gelenlerin de hata yapabileceğine inanılır.
2002 yılından bu yana AK Partinin mecliste mutlak çoğunluğu var biliyorsunuz.
Muhalefetin milletvekili sayısı, yasa çıkarmaya yetmediği gibi, AK Partinin yasalarını engelleme şansı da olmuyor.
Bir anlamda ‘’AK Parti ne derse, o olur’’ durumu var yani.
CHP bu nedenle mecliste önleyemediği birçok yasanın iptali için, çoğu zaman Anayasa Mahkemesine başvurdu.
CHP, Anayasa değişikliği teklifine de mecliste sert şekilde muhalefet etti ama AK Partinin teklifi, MHP’li milletvekillerinin de desteğiyle kabul edildi.
Herkes, 16 Nisan’da referandumla halkoyuna sunulacak Anayasa değişikliği ile ilgili yasa teklifinin iptali için, CHP’nin Anayasa Mahkemesine gitmesini bekledi.
Başlangıçta böyle bir eğilimin varlığı kabul edilmekle birlikte, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ‘’en büyük divan, halkın divanıdır’’ diyerek,  AYM’ye gitmeyeceklerini söylemesiyle herkesi ‘Ters Köşe’ yaptı.
Bu CHP’nin değişmekte olduğuna dair bir işaretti ama İstanbul’da bir kadının, minibüste başörtülü bir genç kıza yaptığı çirkin saldırıyı kınamak için, mağduru evinde ziyaret etmesi taraflı tarafsız herkese ‘’CHP değişiyor’’ dedirtti.
70’li yıllarda ürettiği halkçı politikalarla ‘halkın partisi’ olmak yolunda önemli mesafeler alan CHP, 12 Eylül döneminin ardından yeniden açıldıktan sonra konjonkürün de etkisiyle, özellikle 90’lı yılların başından itibaren ise, halkın gözünde daha çok ‘devletin partisi’ gibi bir algı uyandırmıştı.
Buna rağmen CHP, 7 Haziran seçiminde geliştirdiği ekonomik politikalarla herkesi şaşırtmıştı ama Kılıçdaroğlu, AYM’ye gitmeme ve başörtü mağduru genç kızı evinde ziyaret etme gibi hamlelerle CHP’nin yeniden ‘halkın partisi’ olacağına herkesi inandırdı.