Bu Sağduyudan Korkmalıyız
Yazarlar // 04 Mart 2015 Çarşamba 00:00

Suat BAŞARAN

Ailesinin namusu söz konusu edildiğinde, bütün köyü ateşe atmaktan çekinmeyecek insanlar, ‘Türbe Operasyonu’nda tepeden tırnağa ‘Reel Politik’ kesilebiliyorsa işimiz vahim demektir.

Söz konusu insanlar vatan, bayrak gibi değerleri önemsemiyor veya kendi namusuyla eş anlamlı olarak görmüyor olsa büyütülecek bir durum olmazdı.

“Ne yapalım bunların da düşüncesi böyle” der geçerdik.

*****

Evet, vehâmet, “millî haysiyet” kavramının kimi insanlarda bir anlam ifade etmemesinden kaynaklanmıyor.

Vehâmet, millî hassasiyetler noktasında bizden farklı düşünmeyen insanların şu veya bu sebepten bu hissiyatların hilâfına hareket etmelerindedir.

İnsanı korkutan budur.

Korkutan budur çünkü hangi noktalara varacağı iyi kötü kestirilebilinir söz konusu gidişatın.

Saçma sapan yatırlara bir sürü uhrevî anlamlar yükleyen bu millet Süleyman Şah Türbesini “Kâr-zarar” denklemiyle değerlendirmeye başlamışsa, sıranın hangi değerleri geleceği sır olmasa gerektir.

*****

Kavganın zorluğu da buradadır.

Şahsi beklentilere endekslenmiş bir gelecek tahayyülü sarmış herkesi.

Ve bu tahayyülün beslediği muazzam bir sağduyu(!).

Kendi geleceğini put edinmiş ve bu put etrafında inanılmaz bir savunma mekanizmaları geliştirmiş.

Yıkmak mümkün değil gibi.

Ona sunulacak daha tatlı bir dünyalık dışında…

*****

Gelinen nokta sözün bittiği noktadır.

Çok fazla araştırma yapmanın gereği yok.

Bu dönemde kaç ülkücü bürokratın veya Ocak’tan yetişme arkadaşımızın malum partiden aday adaylığı için müracaat ettiğine bakılsın yeter.

Bu Ocak’tan yetişen arkadaşlarımız değerlerin pazarlanmasında vaziyet aldılarsa, toplum tepeden tırnağa “reel politik” kesilse yeridir.

Süleyman Şah Türbesi’ni, sağduyusuna kurban veren bu güruh için artık değerler dolar kuruna endekslenmiş demektir.

Lâfı dolandırmanın ve kıvırmanın bir anlamı kalmamıştır.

Bu sağduyudan(!) ben korkarım arkadaş.