Bu Nasıl Demokrasi Anlayışı
Yazarlar // 8 Nisan 2022 Cuma 18:42

Ragıp GÖKER

Türkiye'de siyasette yaşananları takip eden okurlar, Milliyetçi Hareket Partisinde, Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy'un parti politikalarına aykırı açıklamalarından dolayı, tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildiğini de hatırlayacaklardır.

Bu haber parti içinde bir huzursuzluğa mı neden oldu bilinmez, Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak, dün H.HALK'ta yayınlanan haberde ''Bizde ittifaka aykırı söylem olmaz'' demiş.

Siyasi partilerde, ortak bir aklı oluşturmak için ortak bir dil oluşturma çabalarını ve buna dair kuralların konulmasını anlayışla karşılarım elbette.

Siyasi partilerde her kafadan bir ses çıkması 'Kakafoni' oluşturur, bunu da bilirim.

''Parti disiplini'' denen uygulamayı da bu nedenle anlayışla karşılarım.

Ve fakat.

Vatandaşlar fiyat artışları altında ezilirken, bunu dile getiren milletvekilinin partiden atılmasını istemek gibi bir durumu 'Parti Disiplini' ile savunma çabalarını anlamakta zorlanıyorum.

Milletin oylarıyla seçilmiş ve milletin vekili olmuş birini, bir konuda milletin haklı isyanını dile getirdiği için partiden atmak istemek, partde ortak akıl üretme çabasıyla nasıl izah edilir bilemedim.

Daha doğrusu bu anlayışı savunmak ne kadar doğru?

Böyle siyaset olur mu?

Bunun neresi demokrasiye ?

Bunu anlayabilmek için 'Demokrasi' nedir ve ne anlama gelir?

Bunu anlamak gerekir önce.

Demokrasi tanımı Türk dil Kurumunda şöyle tarif ediliyor:

Demokrasi kelimesinin etimolojik kökeni, 'demos' (halk) ve 'kratos ' (egemenlik) kelimelerine dayanır.

Demokrasinin tanımı kısaca,, halkın egemenliği anlamına gelir.

Demokraside egemenliğin gerçek sahibi ise, 'birey ' ve bir devlet sınırları içinde yaşayan 'halk'tır.

Demokrasi, vatandaşların ya da üyelerin, devlet veya organizasyon politikasını şekillendirme konusunda eşit hakka sahip olduğu bir yönetim şeklidir.

Buna rağmen demokrasi tanımını herkes farklı tarif ediyor.

Bu durumu ''Herkesin kendi doğrusu'' var şeklinde açıklayanlarda olabilir ama şu bir gerçek ki;

Doğru tektir.

Demokrasinin tanımı ile ilgili farklı yaklaşımlar her zaman tartışma konusu yapılmış.

Bu konudaki tartışma da hala devam ediyor aslında.

Bu tartışmanın nedeni de demokratik bir yapıda olmayanların kendilerini demokrat olarak tanıtma çabaları oluyor.

Bazı kişi ve kuruluşların kendilerini haklı çıkarmak adına demokrasi tanımını kullandıkları da bilinir.

Ülkemizde demokrasi anlayışının bütün krallarıyla işlediğini söyleyebilir miyiz?

Sanmam.

Şunun şurasında 200 yıllık bir siyaset geleneğimiz var.

Siyasal partilerimizde demokrasinin bütün kurallarıyla işlediğini söyleyebilir miyiz?

Az veya çok bütün partilerde bir 'lider Sultası' varken, kim bu soruya  ''Evet'' diye cevap verebilir.

Lider, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarına görev süresi dolmadan ''Senin için buraya kadar'' diyebiliyor.

Seçilenlerin aday olmaları lidere bağlı olduğu için, lider tarafından görevden ayrılmalarını istemesini normal karşılayanlar olabilir diye söylüyorum.

Lider aday göstermese seçilmezdi belki tamam.

Zaten temel de bu uygulama yanlış ya neyse.

Üyeler niye belirleyemiyor ki adayı.

Temel sorun bu zaten ama diyelim ki;

''Aday olmasını sağladığı için görevden almak da hakkıdır''

Bu durumda halkın iradesine ne diyeceğiz.

Oy veren seçmelerin hiç mi hakkı yok.

Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, partisinden atılmak istenen ilk seçilmiş değil.

Siyaset anlayışımız değişmedikçe partisinden atılmak istenen son seçilmiş de olmayacaktır.

Cemal Enginyurt da, seçim bölgesindeki fındık üreticilerinin hakkını savunduğu için, ittifaka zarar verdiği gerekçesiyle, liderin isteği doğrultusunda partisinden atılmıştı biliyorsunuz.

Bir milletvekilinin kendisine oy verenlerin haklarını savunmak kadar doğal bir eylem olamaz aslında.

Demokrasi bütün kurallarıyla işlemeyince öyle olmuyor maalesef.

İktidarda kalmak adına seçilenlerin, seçenlerin haklarını koruması istenmeyecekse!

Olmaz olsun böyle siyaset.