Bizim İşimiz…
Yazarlar // 27 Ocak 2014 Pazartesi 00:00

Suat BAŞARAN

Bu mahalli seçimlerde MHP’yi tercih etmeyecek olan ‘ülkücüler’in iki farklı davranış sergileyecekleri görülüyor:

-Buradaki ‘ülkücüler’ kelimesi, muhatapların kendilerini bu isimle tanımlamaları sebebiyle kullanılmıştır; benimsediğimden değil-.

a) Başka partiden aday olan arkadaşlarıyla kader birliği yapmak.

b) Ülkücülüğü kullanarak, MHP dışında her oluşumdan yana kamuoyu oluşturmaya çalışmak.

Birinciler kazanmaya odaklıyken ikincilerin derdi kaybettirmektir.

*****

Birinci yolu tercih edenlerin akıllı olanları büyük bir ihtimalle asla MHP’ye sataşmayacak ve kamuoyu önünde MHP aleyhinde konuşmayacaklardır.

Onlar stratejilerini ‘fayda’ üzerinde odaklayacaklar ve ikili ilişkilerle oy devşirmenin yollarını arayacaklardır.

Eylemleri mahalli kalacakları için bunların harekete genel anlamda bir zarar vereceklerini sanmıyorum.

Başarılı olup olmamaları MHP’nin gücüyle doğru orantılıdır çünkü.

MHP’nin adaylarının anketlerdeki durumuna göre  yönlendirme kendiliğinden gelişecektir.

Dünkü örnekler bu tür akışların engellenmesinin hemen hemen imkâsızlığını göstermiştir.

*****

İkinci gruptakiler yıllardır iki tip davranış geliştirirler:

Ya MHP’ye saldırarak Türkiye’nin her tarafındaki başka partilerden aday olmuş ülkücülere(!) destek toplantıları yaparlar, ya da Ankara örneğinde çok bariz olarak görüldüğü üzere tamamen duygusal(!) nedenlerle provakasyona yeltenirler.


Son örnektekilerin zararı sadece MHP’ye oy kaybettirmekle sınırlı kalmaz ülkücülerin parayla yönlendirilmesi gibi bir utanca da hizmet eder.

*****

Bizlerin, her hal ve şartta MHP diyenlerin, bu iki gruba karşı yapacakları en doğru hareket görmezden gelmektir.

Kararını vermiş insanları bu saatten sonra ikna etmek mümkün değildir çünkü.

Ayrıca interneti takip edenlerin yakından müşahade ettiği gibi bilmedikleri bir şey yok bu arkadaşların.

Hele ikinci gruptakiler hepimizi okutacak kadar bilgi (!) sahibidirler.

Onun için bunları bırakıp halka yönelmek en doğru olanıdır.

Halkla kucaklaşmaya başladığımızda diğer uğraşların ne kadar beyhude olduğunu göreceğiz.

Yeter ki, seçmenin üç beş internet bülbülünden ibaret olmadığını bilerek sokaktaki milyonlara dönelim yüzümüzü.

Biz kendi adaylarımıza odaklanır ve sahada gücümüzü gösterebilirsek bozguncuların hiçbir faaliyeti bu gücün ününde duramaz.

Sanal ortamın yiğitleri mi?

Hele bir kazanalım.

İstisnalar hariç, güvercinleri kıskandıracak taklalara şahit olacağız; emin olun!