Bizi Öldürüyorlar
Yazarlar // 02 Mart 2016 Çarşamba 00:00

Ragıp GÖKER

Şu sıralar vaktimin çoğu hastanelerde geçiyor.
Amcam hasta.
Bir süre Göğüs Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördükten sonra hafta sonunda Onkoloji Hastanesine yatırılmış.
Amcamızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.
Bir gün hepimiz öleceğiz elbette ama bunun doğal akışa göre olmasını isteriz.
Bu illetin yaygınlaşmasına, doğada insan eliyle yapılan tahribatın neden olduğunu düşünüyoruz.
Bu nedenle korkuyoruz.
Çünkü o illete, daha önce iki halamızı da kurban verdik.
Ki;
Biri henüz 40 yaşına bile ulaşamadan üç kız çocuğunu yetim bırakarak göçtü bu dünyadan.
Aynı illetten kaybettiğimiz büyük halamın da üç oğlu öksüz kalmıştı.
Biz Aşağıçinikliyiz.
Çinik’i bilir misiniz?
Tekkeköy’ün hemen bitiminde Çarşamba Ovasına bakan yamaçta kurulmuş, cennetten bir köşedir.
O mobil santraller ile fabrika bacalarından sızan zehirli gazlar, önce ve doğrudan bizim köyü bulur, bu nedenle zehri önce benim akrabalarım ve köydeki komşularım solumuş olur.
Sonra da hepimiz.
Kimse ‘’bizim bacalarımız temiz’’ demesin bana.
Azot ve Bakır Fabrikalarından çıkan gazların sebep olduğu çevre kirliliği nedeniyle devlet, köylülere yıllarca tazminat ödemişti.
Bu konuda açılan davalar nedeniyle çok sayıda avukat zengin olmuştu.
Yetmezmiş gibi mobil santraller başımıza bela edildi.
O santraller de dava konusu oldu biliyorsunuz.
Biz zehirlenirken, onların da bunda payı olduğu mahkeme kararıyla da tescillendi.
Kirliliğin artması nedeniyle Tekkeköy Belediye Başkanı Hasan Togar’ın yakınmasıyla başlayan süreci Hedef HALK günlerdir manşetine taşıyor.
Hangi gazların bizi zehirlediğini hem manşete taşınan o haberde, hem de Yener Cabbar’ın köşesinde okuduk.
Demem o ki;
Birileri bizi zehirleyerek yavaş yavaş öldürüyor.
Buna sebep olan birileri de var tabi.
Sebep olanlar tansın.
Daha başka ne diyeyim bilemedim.