Bize Ne Oldu Böyle
Yazarlar // 24 Ağustos 2019 Cumartesi 07:59

Ragıp GÖKER

Bir Tv kanalındaki magazin programının sunucusu, haberi duyururken sesi titriyor, kelimeler boğazında düğümleniyordu. Babası tarafından, boğazından bıçaklanan annesine ‘’ne olur ölme’’ diye yalvarıyormuş, 10 yaşındaki kız çocuğu. Kırıkkale’de yaşanmış olay. 38 yaşındaki Emine Bulut, eski eşi tarafından 10 yaşındaki kızı FBB’nin gözü önünde boynundan bıçaklanmış. Kanlar içinde kucağına düşen annesine ‘’Lütfen ölme Anne diye’’ yalvarmış çocuk. Annenin son sözleri de ‘’Ölmek istemiyorum’’ olmuş ama genç kadın maalesef kurtarılamamış. Bu kaçıncı kadın cinayeti bilmem. Her cinayet kötüdür. Ve fakat Bu son olay, bütün dikkatleri kadın cinayetleri üzerine çekti yine. Bir insan, bir cana nasıl kıyar. Bu vahşiliğin ‘cinnet haliyle’ açıklanmasını kabul edemiyorum. Toplumda yerleşik ‘’Vardır bir sebebi’’ gibi sapkın bir düşünce de var maalesef. Bir cinayeti haklı göstermek için, bir neden arama yanlışlığı kadar büyük bir saçmalık olamaz oysa. Yüce Allah Kuran’da ‘’Bir cana kıyan, bütün insanlığa kıymış olur’’ diye buyuruyor oysa. Nüfusunun tamamına yakını Müslüman olan ülkede, Allah kelamını kutsal ve tartışılmaz olarak kabul ederiz ama buna rağmen bilinçaltımızda da cinayetlere kılıf olacak sebep ararız. İnandığımız dinin peygamberi, ‘’Cennet anaların ayağının altındadır’’ diye buyurmuş. Kadın anadır. 9 ay karnında taşıdığı yavrusunu, dayanılması zor bir acıya rağmen dünyaya getirir, karnında kanıyla, doğurunca da sütüyle besler. Eler, beler. Annelerin geceleri uykusuzdur. Derin uykumuzdayken, üşümeyelim diye gece yarısı sırtımızı defalarca örten annemizden başkası değildir. Son bulmasını istediğimiz sadece kadın cinayetleri de değildir ama Türkiye’yi ayağa kaldıran Emine Bulut cinayeti, ülkemizde işlenen son cinayet olarak bilinmesi nedeniyle yazdık bütün bunları. ‘’Bir musibet, bin nasihatten iyidir’’ atalar sözünden yola çıkarak, ülkemde yaşayanların Emine Bulut cinayetinden gerekli dersleri almasını, cinayet vakalarının son bulmasını dilerim. Behçet Necatigil’in mısralarında ‘’Anlamaz çağ, ince ayrıntıları/ kalın gürültülerde’’ dediği gibi, uzay çağında bir ayağımız ama bir ayağımız da Abil/Kabil döneminde maalesef. Farkında mısınız bilmem ama teknoloji geliştikçe, insani değerlerimizi yitiriyoruz galiba. Bize ne oldu böyle. Bilen, anlayan var mı..