Atatürk ve Cumhuriyete Yapılan Ayıp
Yazarlar // 14 Mart 2017 Salı 23:18

Ragıp GÖKER

İstiklal Marşımızın kabulünün yıl dönümünde, İstanbul’un Esenyurt ilçesinin belediye başkanı ‘’içimize kanı bozuk, sütü bozuklar sızdı, 1923’de koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar’’ dedi.
Bunu işitince sinir katsayımız tavan yaptı.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzerde Cumhuriyeti kuran kadrolara kinin kusulduğu gün, İngiliz Kraliyet ailesinin bu yıl ilk defa verdiği onursal Tıp Ödülüne layık görülen Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın, ödülünü alırken ‘’Bunu Atatürk’e borçluyum’’ demesi yüreklerimize su serpti.
İki yıl önce Nobel Kimya Ödülünü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar da “Nobel, Cumhuriyet ve Atatürk sayesinde kazanıldı” demişti.
Atatürk’e hakaret etmeyi marifet sayıyor bazıları ama gerek Aziz Sancar, gerekse Mehmet Haberal’a gösterilen itibar, Atatürk’ün kurduğu modern Türkiye sayesindedir.
Selçuklu nasıl geçmişimizse, Osmanlı da bizim geçmişimizdir elbette.
Henüz 21 yaşında İstanbul’u fetheden o büyük komutan Fatih Sultan Mehmet’le nasıl övünüyorsak, nüfusunun yüzde 80’i kadın, çocuk ve yaşlılardan oluştuğu halde başlattığı kurtuluş savaşını kazanarak, kurduğu modern ülkeyi bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk de büyük övüncümüzdür.
Osmanlı’yı Atatürk yıkmadı üstelik.
Sevr gibi bir anlaşmayı imzalamış bir padişahın yönetimindeki yerlere ülke denilemezdi zaten.
Osmanlı, kendi kendini yıkmıştır aslında.
Mustafa Kemal Atatürk, yanıp kül olmuş ülkenin küllerinden yeniden bir ülke kurmuştur.
Modern Türkiye, küllerinden yeniden doğan bir ‘Anka Kuşu’ gibidir.
Tarih boyunca 16 devlet kurmuşuz.
Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlarla temsil edilen bu 16 devleti kurmakla övünürüz ama hiç birimiz, bu 16 devleti koruyamamanın ayıbını üstlenmeyiz.
Yıkılan bu 16 devlet arasında Osmanlı da var.
Kurulduğu 1299 yılından, gerileme döneminin başladığı 1699 yıllarına kadar 500 yıl boyunca, Kuzey Afrika’dan, Arabistan’a ve Yemen’e, oradan Basra Körfezi’ne, daha kuzeyde Kafkasya ve Ukrayna topraklarına, Avrupa’da da Viyana kapılarına kadar uzanan topraklara hükmeden bu koca bir imparatorluk birkaç yıl içersinde yok olmuş.
İmparatorluğun kalıntılarından, batıda İzmir ve Bursa, Güneyde Ankara, Doğu’da Giresun, Elazığ ve Sivas arasında sıkışmış bir toprak parçasına razı olmuşuz.
Mustafa Kemal ve arkadaşları, bu rezil durumun belgesi olan Sevr’i yırtıp atmışlar.
’’İçimize kanı bozuk, sütü bozuklar sızdı’’ diye suçlanan kadrolar bunlar mı yani.
Isparta’nın İslamköyü’nden çıkan ‘Çoban Sülü’ lakaplı Süleyman Demirel, bu ülkenin kaderine yıllarca hükmetme şansı bulmuş, Başbakan ve hatta Cumhurbaşkanı olmuşsa, bunu Cumhuriyet’e borçluyuz.
Unutma.