Alay Eder Gibi
Yazarlar // 23 Ağustos 2017 Çarşamba 22:53

Suat BAŞARAN

“Dün şöyle dememiş miydin? Daha evvel sen bunları yapmamış mıydın? Biz vaktinde söylerken siz neredeydiniz?”
Yukarıdaki soruları bıktırıcı sayılara ulaştırmak mümkün…
Ve şu veya bu şekilde harekette sorumluluk yüklenen herkes sözü edilen sorularla muhatap olabilir…
Hayatın cilvesidir bunlar...
Elbette söylem ve eylem arasındaki tutarsızlıklar eleştirinin konusudur…
Ancak eleştiriyi yapan da tutarlı olmalıdır…
Ayrılanlara dünkü söylemlerini hatırlatanlar, savunduğu insanlardaki ‘u’ dönüşlerini de görmek zorundadırlar…
Aksi halde “Bizim haspaya da yakışıyor” diyen ‘hoca’ muamelesi görürler…

*****

Fakat bu durum, vaktinde büyük lâflar edenlerin, bu sözler kendilerine hatırlatıldığında celâllenmesini haklı kılmaz…
Kamuya mal olmuş insanlar, ortaya koydukları her tavrın ve ifade ettikleri her kelimenin hesabını vermek durumundadırlar…
Hele yeni bir yola çıktığını iddia edenler, heybelerindeki yüklerle yüzleşmelidirler...
Hata insanlar içindir… Ders alınırsa, tecrübe olarak kişinin değerine değer katar… Kıymetine baha biçilmez… Savsaklanırsa arsızlaştırır insanı; yalama eder…
“Hatalardan ders mi alındı yoksa savsaklandı mı?” sorusunun cevabı ise muhatabın özeleştirisinde gizlidir…
Samimi bir özeleştiri, yeni bir yola koyulanlar için heybelerindeki yüklerle yüzleştiklerinin en büyük delilidir…

*****

Aslında yıllardır bütün mesailerini ‘arınma’ için harcayanların, arınmaları için en büyük fırsatı kendilerine sunan insanlara teşekkür etmeleri gerekirdi…
Arınmaysa, arınma!.. Kirliler (!) gidiyor!.. Tertemiz kalacaklar!..
Buna rağmen gidenlere duyulan öfkenin sebebi ne? Anlamak mümkün değil…

*****

Onun için birbirimiz zekâsıyla alay etmeyi bırakalım...
Kalanlar kendi partilerinin sorunlarına eğilsin, gidenler de yeni kuracakları yapının sorunlarına…
Karşılıklı suçlamalar komediye dönüşüyor, anlayalım artık…
Karşımızdakilere çamur atarken birbirimizi kirletiyoruz sadece…
Hepimiz nasipleniyoruz çamurlardan…
Hayatla alay eder gibi devam ediyoruz çamur atmaya, dur durak bilmeden…
Oysa dışımızdaki dünya bütün hızıyla dönmeye devam ediyor…
Komediye devam edersek gittikçe daha çok kopacağız gerçek dünyadan…
Sonucun trajedi olacağını bile bile hem de…