12 Eylül’ün Yıldönümünde
Yazarlar // 13 Eylül 2018 Perşembe 10:05

Ragıp GÖKER

Kenan Evren’in, darbe yaparak yönetime el koyduklarını radyo ve televizyondan açıkladığı gün, Samsun’dan uzaklaşmak amacıyla gittiğim İzmir’deydim.

O yıllarda yaşıtlarım, sokaklarda bir birini boğazlıyordu.

Solcular Mecidiye’ye, sağcılar da Çiftlik Caddesine giremiyordu.

Mahalleler ve hatta sokaklar bölünmüştü.

8 Mart sabahı çocukluğumu ve ilk gençlik yıllarımı geçirdiğim Yenidoğan Mahallesindeki evimizden, Cedit Mahallesindeki yeni evimize taşınıyorduk.

O gün, ilkin sokaktaki yazıların değiştiğini, sonra da o güne değin sokağımızda hiç görmediğim insanları fark ettim.

Devrimciler gitmiş, ülkücüler mahalleye hakim olmuştu.

Ev sahibimizin oğlu da olan çocukluk arkadaşım İshak da o gün askere gidiyordu.

Mahalledeki arkadaşlarımızla vedalaşmak için kahvehaneye giderken, yolumuzu kesen birileri, ‘’sizinle şöyle yürüyelim biraz’’ dediler.

Birinin eli cebindeydi ve belli ki, cebindeki silahı tutuyordu.

Ülkücülere yaranmak amacındaki bir lümpen, bizim için ‘’onlar komünist’’ demiş.

İshak, bir çitin üzerinden atlayarak kaçtı, bir an için ben de kaçmayı düşündüm ama ikimizin birden kaçmasını bahane ederek arkamızdan ateş edeceklerine inanarak, o düşünceden vazgeçtim.

Yedi-sekiz dolayında genç tarafından öldüresiye dövüldüm.

Nasıl sağ kaldığımı bilmiyorum ama ölmediğime şükrediyorum hala.

Bir ara köye gittim, daha sonra bir iş teklifini değerlendirmek amacıyla İzmir’in yolunu tuttum.

Fuardaki Lunaparkta fotoğrafçılık yaptım.

Yaklaşık 10 kişi Bornova’daki bir evde kalıyorduk.

12 Eylül sabahı, sokakta askerleri görünce darbe yapıldığını anladık.

İlk gün evdeki makarnaları yedik, ancak ikinci gün askerlerden izin alarak fırından ekmek alabilmiştik.

Darbeyi meşrulaştırmak için, ülkenin gençlerini bir birine kırdırdı cuntacılar.

Günaydın Gazetesinde çalışıyordum.

Hiç sokak olaylarına karışmadım.

O nedenle gözaltına falan da alınmadım ama darbecilerin gözaltına adlıkları sağcı ve solculara, daha çok da solculara uyguladıkları işkenceleri işitiyorduk.

Binlerce kişi işinden atıldı.

50 genci astılar.

Biri de Evren’in ‘’asmayalım da, besleyelim mi’’ dediği ve daha sonra yaşını büyütüp astıkları Erdal Eren’di.

Sonraki yıllarda, beni öldüresiye dövenlerle de, ‘’onlar komünist’’ diyerek, bizi ülkücülere gammazlayan o arkadaşla da helalleştim.

Fıtratım gereği kin gütmem.

Kaldı ki, onların da suçu yoktu.

Çünkü darbeye zemin hazırlamak amacıyla görevlendirilenlerin, aynı gemiyle gelen silahların birini sağcılara, bir diğerini de solculara verdiğini öğrenmiştik.

Kenan Evren’le helalleşemedim ama.

Onunla hesabımız mahşere kaldı zira.