Yaklaşık 40 gün sonra Ramazan başlayacak.
Bereketiyle gelir mübarek ki; inananlar, zaten Ramazan ayını ‘’Bereket Ayı’’ olarak bilirler.
Sofralar şenlenecek.
Öyle inanılır zira.
Oruca hazırlanan inananlar, Ramazan ayı alışverişine de şu günlerde başlamaya hazırlanıyor olmalı.
Bu arda TÜİK, memur ve memur emeklileriyle SGK’ya bağlı olarak SSK ve BAĞ-KUR emeklileriyle emekli-dul ve yetim maaşlarındaki artışın belirlenmesinde esas alınacak Aralık 2025 enflasyonunu açıkladı.
TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 30,89 olarak gerçekleşirken, fiyatlar Aralık ayında yüzde 0,89 oranında artmış
TÜİK’e göre enflasyondaki 12 aylık artışın ortalama ise yüzde 34,88 olarak gerçekleşmiş.
Rakamlar böyle söylüyor.
Ama mutfağın dili de, pazarda etiketler de başka konuşuyor.
Kiralar, faturalar, ulaşım ve gıda…
Hepsi TÜİK’in anlattığından daha yüksek sesle bağırıyor.
Çünkü aynı Aralık ayında,
ENAG yıllık enflasyonu yüzde 56,14,
İTO ise İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi’ne göre yüzde 37,68 olarak hesapladı.
Aynı ülke!
Aynı zaman dilimi!
Ama üç farklı enflasyon!
Bu tablo ister istemez şu soruyu sorduruyor:
Hangisi gerçek?
Vatandaş için enflasyon, tablolarda değil, kasada ortaya çıkar.
File dolmadan, cüzdan boşalıyorsa; aynı maaşla daha az alınıyorsa; enflasyon düşmemiştir, aksine yerleşmiştir.
Üstelik bu tabloyu en ağır yaşayanlar, sabit gelirli olanlar.
Emekli, memur, asgari ücretli…
SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19,
memur ve memur emeklilerine ise 18,61 oranında artış yapılacak.
Peki bu bir zam mı?
Hayır.
Bu artış sadece, geride kalan altı ayda yaşanan kaybın bir bölümünün telafisi olur ancak.
Yani maaşlar artmıyor, yalnızca biraz daha az eriyor.
Üstelik bu artışlar, önümüzdeki altı ayın yeni başlangıç maaşı.
Ocak ayının ilk haftasında gelen zamlarla birlikte, o oranlar daha ele geçmeden erimeye başlayacak.
Bugün en düşük emekli maaşıyla,
bırakın geçinmeyi, ay sonunu görmek bile maharet istiyor.
Kira mı ödensin,
ilaç mı alınsın, mutfak mı dolsun?
Devletin açıkladığı rakamlar ne kadar “iyimser” olursa olsun, emeklinin ve dar gelirlinin hayatı giderek daha gerçek bir hal alıyor.
Bugün Türkiye’de sorun,
enflasyonun kaç olduğu değil;
insanın o enflasyon karşısında nasıl ayakta kalacağıdır.
Ve görünen o ki;
rakamlar düzeliyor gibi gösterilirken, hayatlar küçülmeye devam ediyor.
Görünen o ki; rakamlar iyimser bir tablo çizerken, hayatlar küçülmeye, umutlar erimeye devam ediyor.
Emeklide takatin kalmadığı görmezden gelinmeye davam edilirse, TÜİK verilerinin yer aldığı tablodaki düşüş eğrisi korkarım sadece kağıt üzerinde kalacaktır.
Gerçek düşüş, insanımızın alım gücünde yaşanıyor zira ve o düşüsün sonu da görünmüyor.
