bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop
MEDİCLUST'ın Kapanması Samsun'un Bağrına Saplanan Hançerdir
Yazarlar // 22 Nisan 2022 Cuma 18:11

Ragıp GÖKER

Samsun'daki cerrahi alet üretimi, ülkemizde şehrin 'Tekel'indeki bir sektördü.

Ki;

Bahadır Tıbbi Aletlerin 1983 yılında kurulmasıyla başlayan süreçte sektör önümüzdeki yıl 40. yılını tamamlamış olacak.

Bahadır tıbbi Aletler ve onun bünyesinden yetişmiş Mehmet Aygün'ün kurduğu Aygün Cerrahi Aletlerin dışında uluslararası alanda bilinen ölçekte büyümüş başka firmaları oluşturamadık maalesef.

Ki;

Sayıları 50'yi aşmış irili-ufaklı üretici firma var Samsun'da.

Üretim üssü olarak Samsun, sektörde 'Tekel' konumunda olsa bile sektörü neden uluslararası çapta büyütebilmiş değiliz.

Yeteneksiz miyiz?

Asla.

Çok yetenekli üreticilerimiz var yani.

Bahadır ve Aygün firmalarının bünyelerinde AR-GE birimleri bile kuruldu.

Bugün Amerika kıtasında, bir başka gün uzak Asya'da bir ülkede paylaşım yapan Mehmet Aygün'ü takip etmekten başım döndü adeta.

O fuar benim, bu fuar senin gibisinden dünyanın dört bir yanındaki fuarları geziyor Mehmet Aygün.

Turistik gezi amacıyla yapmıyor bunu, ürettiklerini sergiliyor çünkü o fuarlarda.

Ahmet Bahadır ve kardeşleri de firmanın yönetimini genç kuşaklara devretmiş.

Fişek gibi gençler yönetiyor şimdi Bahadır'ı.

Peki, bu kadar çabaya ve tekelci konumda bulunmasına rağmen sektör neden büyüyemiyor?

Cevap basit aslında.

Tıpkı tarımsal üretimde dışa bağımlı kalmamızdaki acı gerçek gibi, tıbbi cihaz sektörünün uluslararası çapa ulaşamamasının nedeni de birçok sektörde çekilen sıkıntı gibidir aslında.

Oysa özellikle kamu hastanelerinin sarf malzemelerinin yüzde 25'ini yerli üretimden karşılanması gibi bir yönetmelik bile var ama hastaneler, yönetmelikle konan bu kotayı, pamuk, yatak - çarşaf, nevresim ya da perde gibi malzemelerle dolduruyorlar.

Tıbbi cihazlar ise yabancı menşeili ürünler arasından terci ediliyor.

Bu olumsuzluğu bertaraf etmek için dört yıl önce Samsun'da aralarında Büyükşehir Belediyesi, Valilik, TSO gibi kurumların ortaklığı ile MEDİLUST adlı bir firma kurulmuştu.

Samsun'da üretilen tıbbi cihazları MEDİCLUST alacak, Sağlık Bakanlığının da koordinasyonu ile malzemeleri basta kamu hastaneleri olmak üzere ülkemizdeki sağlık kuruluşlarına satacaktı.

Sektör böyle büyüyecekti.

Almanya'nın Tuttlingen’i gibi sektörün dünya çapındaki bir merkezi olacaktı Samsun.

Böyle bir heyecan oluşmuştu.

Cerrahi alet üretimi Pakistan'da da yapılıyor ama bu üretim biçimini kelimenin tam anlamıyla 'merdiven altı' olarak tanımlamak mümkün.

ABD'de Boston cerrahi alet üretiminin merkezlerinden biridir ama Almanya'nın Tuttlingen kasabasının yanı sıra, Samsun da sektörün önemli üretim merkezlerinden biri olarak bilinir.

Almanların Aesculap firması sektörün en büyüğüdür.

Bahadır da veya ne bileyim Aygün de bizim Aesculab'ımız olabilirdi.

O ölçekte olamadılar maalesef.

Sebebi, ne Bahadır kardeşlerdir, ne de Mehmet Aygün'dür.

Bunun ayıbı hepimize aittir.

En çok da sektörü baltalayanlarındır.

Şehirde sektörün büyümesi için hiç çaba harcanmadığını da söyleyemem.

O çabaların sonucunda işte MEDİCLUST bile doğmuştur.

Ve fakat.

MEDİCLUST'ın büyük ortaklarından Samsun Büyükşehir Belediyesi, Mustafa Demir'in Başkan seçilmesinden hemen sonra, ilk icraat olarak şirket ortaklığından çekilince, MEDİCLUST da henüz doğum aşamasındayken ölüme terk edildi.

O karar da, tam anlamıyla Samsun'un bağrına sağlanmış bir hançer oldu.

MEDİCLUST'un ölümüyle sektör yok olmadı elbette.

Bahadır ve Aygün gibi bir iki firma üretimine devam ediyor hala.

Ürünler özellikle Avrupa ülkelerine satılıyor.

Ama nasıl?

Bizim kamu hastanelerinin aldığı ve o çok bilinen Avrupalı marka olarak bildikleri cerrahi aletlerin tamamı aslında Samsun'da üretiliyor ama o malzemeleri kullanan hekimler bunun farkındalar mı onu da bilmiyorum.

Bizim cerrahi alet üreticilerimizin birçoğu  günümüzde Avrupalılar için fason üretim yapıyor.

Üzerinde Avrupalı firmaların markası  bulunan ürünler Samsun'da üretiliyor ve Avrupa'ya gönderiliyor, oradan da Türkiye'de 'Avrupalı mal' olarak satılıyor.

Sonra da biz ''İhracatımız artıyor'' diye hamasi nutuklar atıyoruz.

İthalat da o oranda artıyor oysa.

Çünkü hem Samsun'da üretilenleri geri alıyoruz, hem de üretimde kullanılan çelik gibi hammaddeleri dışarıdan alarak döviz kaybediyoruz.