bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop
Kadere İman ve Deprem
Yazarlar // 11 Şubat 2023 Cumartesi 20:54

Ragıp GÖKER

Kadere iman etmiş inananlarız elbette.

Bu nedenle hayır ve şerrin yalnız Allah'tan geldiğine inanırız ancak, bir taraftan da ''İlim Çin'de de olsa, gidip öğrenin'' diye bize öğüt veren peygamberin ümmetleri olduğumuzu da biliriz.

Bütün bunlar biliniyorken, kadere körü körüne de teslim olmamışız ama.

Mektep ve medreseler kurmuşuz.

Yüz yıllar önce Ali Kuşçu gibi astronomi, matematik, fizik, felsefe ve dil biliminde çağının en önemli bilim insanları yetiştirmişiz.

Yetmemiş, insanlık tarihinden milyonlarca yıl önce depremlerin başladığı bu topraklarda, yer hareketlerini incelemeleri için Celal Şengör, Ahmet Ercan ve Naci görür gibi dünya çapında bilim insanlarını yetiştirmişiz.

Ki;

Onlardan biri olan Prof. Dr. Naci Görür, Anadolu'da depremlerin 13.4 milyon yıl önce başladığını söylüyor bize.

Daha üç yıl önce ''Deprem Maraş'ı vuracak'' diye uyarmıştı bizi.

Her namaz sonrası kazadan ve belalardan korunmayı diliyor ve bunun için dua ediyoruz zaten.

Ve fakat.

Depremin bir doğa olayı olduğunu da bildiğimiz için işimizi sadece duaya bırakmamışız.

Bunun için üniversitelerimizde kürsüler kurmuş, o dünyaca bilinen bilim insanlarını yetiştirmişiz.

Depremin ne zaman vuracağı günü ve saati bilinemiyor ama bir gün mutlaka vuracağı biliniyor.

Geldi ve vurdu.

9 saat arayla iki kere hem de.

Şimdi gazeteciler bu durumu eleştirdiğimizde tepki alıyorlar.

''Neden?'' diye soruyorum ben de haliyle.

Dünya Gazetesinde aynı dönemlerde görev yaptığımız Ali Şahin, Samsun'da doğmuş, büyümüştü ama yıllardır Gebze'de yaşıyordu.

99'daki Marmara depreminden ailece kayıp vermeden çıkmışlardı.

Evlatlarından biri Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde akademisyen bile olmuştu.

Depremin ikinci günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında oğlu, gelini ve torununun enkazdan sağ çıkamadığını öğrendiğimde ''Kadere bak'' dedim.

İnancı ve dolayısıyla itikadı da güçlü olan arkadaşımı başsağlığı dileklerimi iletmek için aradığımda, bir süre konuşamadık.

Sözün bittiği yerdeydik çünkü.

''Başın sağolsun kardeşim'' demekle yetinip, görüşmeyi sonlandırdım çaresiz.

İlk gün deprem bölgesindeki arkadaşlarımın tümünü aradım.

İlk ulaştığım arkadaşım Ali Eskalen'e geçmiş olsun dileğimi ilettikten sonra ''Durum nedir?'' diye sorunca ''Yeğenim enkaz altında dua edin Ağbey'' dedikten sonra ağlamaya başlayınca yüreğim parçalandı.

Yeğeni sağ salim kurtarılmış çok şükür ama O'da inancı güçlü arkadaşlarımdandır ki, haç farizasını da yerine getirmiş bir müslümandır kendisi.

Önceki gün sosyal medya hesabından ''Vallahi de billahi de geç kaldınız.

Geldiniz, ama bulamadınız değil mi?'' diye paylaşım yapan bu arkadaşımın da kader planına imanını sorgulamayı bir an bile düşünmedim.

Deprem bölgesine geç müdahale edildiğine dair eleştiriler sıklıkla yapılıyor ve ben de öyle olduğuna inananlardanım açıkçası.

Ve fakat.

Bu gibi eleştirileri yapanlara halktan ''Susun, siyaset yapmayın''şeklinde uyarılar geliyor ben de buna şaşırıyorum.

Türk Milleti, devletin sonsuza kadar sürmesini dilemiştir ve tarih boyunca kurulan her Türk devletini öncekinin devamı olarak görmüştür ve bu nedenle ''Devlet ebet müddet'' demiştir.

Depreme müdahalede geç kalındığına dair eleştirileri, devlet düşmanlığı olarak tanımlamak kadar saçma bir düşünce olamaz.

Kaldı ki;

Savaş halinde değiliz.

13.4 milyon yıldır olduğu gibi aslında bu topraklarda her gün bir deprem oluşuyor.

Kahramanmaraş eksenli yıkıcı türden depremlere de sıklıkla rastlıyoruz ki, ''Geliyorum'' diyen bir felaketti bu da.

Topraklarımızdaki depremlerin yıkıcı şiddette gerçekleştiğini de biliyoruz elbette ancak kıyamet kopmadı sonuçta.

Şiddetli de olsa bir bina yıkılırken, yanındaki binanın dimdik ayakta durduğu da görülüyor.

Depreme dayanıklı binaları yapmakla bu türden depremleri de en az hasarla atlatmak mümkün yani odu söylemek istiyorum.

Bunu söylerken de, enkaz altındaki yakınlarının ölümlerini kabullenmeyen insanların serzenişlerine duyarsız kalmamızın istenmesini kabullenemiyor ve bu türden konulara yapılan eleştirileri 'Devlet ve Millet düşmanlığı' olarak gösterme çabalarının daha çok halk içinden gelmesine de ayrıca şaşırıyorum doğrusu.

Medyadaki eleştiriler, yöneticiler ve de özellikle iktidarlar için eksikliklerin görülmesi ve düzeltilmesi için de bir fırsattır aslında.

Böyle görülmesine fayda vardır.