İlber Ortaylı'nın Anısına Saygıyla
Yazarlar // 17 Mart 2026 Salı 14:34

Ragıp GÖKER

2020 yılının Eylül ayıydı. Gazetenin o günlerdeki Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Feride Sezgin,

“Ragıp ağabi, İlber Ortaylı telefon numaranı istedi, ben de verdim. Seni ararsa şaşırma” dediğinde doğrusu şaşırmıştım.

“Birisi beni işletmeye çalışacak galiba, dikkatli olmalıyım” diye düşünmüştüm.

Ki; koskoca İlber Ortaylı beni neden arasın?

“İlber Hoca kim, Anadolu’da bir gazeteci olan ben Ragıp Göker kim?” diye düşünürken telefonum çalmaya başladı. Açtım haliyle.

Fatih Altaylı’nın TV’deki Teke Tek ve Tarihin Arka Odası gibi programlarından aşina olduğumuz sesiyle sahiden de arayan İlber Hoca’ydı.

“Kim o sersem?” diye başladı konuşmasına.

Hemen anladım neyi kastettiğini.

O günlerde yayımlanan bir yazım eline ulaşmış olmalıydı.

Yazı, Fatih Altaylı’nın 16 Eylül 2020’deki Teke Tek programına katılan Ortadoğu Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal’ın

“Balkan göçmenleri Türk değildir, Türkleşmiştir” şeklindeki sözlerine eleştirel bir yaklaşım içeriyordu.

Teke Tek’te, “Prof. Dr.” unvanlı sözüm ona bir “bilim insanı” kılığındaki kişinin sarf ettiği sözleri hatırlatınca, İlber Hoca ironik bir şekilde

“Balkan göçmenleri maalesef Türk’tür” dedi.

Kendisine anlattığım notlar zaten yazımda da vardı. Sonradan anladım ki Hoca, bizzat arayarak yazımdan dolayı beni tebrik ediyordu.

Nitekim takip eden günlerde Hürriyet gazetesindeki köşesinde 7 Eylül 2020’de yayımlanan “Yıldırım seferi yapan ilk mareşal Yavuz Sultan Selim” başlıklı yazısının “Rumeli Muhacirleri” ara başlıklı bölümünde şöyle diyordu:

Bugünlerde Fatih Altaylı’nın ‘Teke Tek’ programında kendi üslubuna has yönetimiyle bir tartışma daha patladı. Tez şu: Balkan Türklerinin hepsi ya da büyük çoğunluğu Türkleşmiştir.’”

Yazısını şu ifadelerle bitiriyordu:

“Balkanlar’dan çamura bata çıka gelen muhacirler Bulgarca konuşmuyorlardı, dedeleri de konuşmuyordu. Bildiğimiz Rumeli Türküydüler.”

Yazı uzun olduğu için tamamını buraya alamadım. Merak edenler Google üzerinden “Yıldırım seferi yapan ilk mareşal Yavuz Sultan Selim” başlığını aratarak yazının tamamını okuyabilirler.

Peki İlber Hoca, altı yıl önce beni neden aramış ve o yazıya neden tepki vermişti?

Yazıda bu ana kadar anlatılanlardan daha önemli olan da budur aslında.

Ne diyordu o sözde bilim insanı olacak kişi?

“Balkan göçmenleri Türk değildir, Türkleşmiştir.”

Hafızamızı biraz daha zorlarsak, bu sözde bilim insanından önce bir yerde müftülük yapmış başka bir sözde din adamı da Balkan Türkleri için “Sabetayistiler” gibi yakışıksız ifadeler kullanmıştı.

Bu tür ifadelerin kullanılmasındaki amaç neydi peki?

Elbette hedefleri, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyeti kuran ve “Selanikli yetimler” olarak bilinen kadrolardı.

Doğrudan “Atatürk aslında Türk değil” diyemiyorlar.

Bu kadar da korkaklar.

Bu nedenle lafı eğip bükerek milletimizin kafasını karıştırmayı amaçlıyorlar.

İlber Hoca’nın tepkisi de bunaydı zaten.

Hoca’nın Hürriyet gazetesindeki köşesinde ifade ettiği gibi Rumeli dediğimiz coğrafya, Osmanlı döneminde Karaman Eyaleti olarak bilinen Konya, Niğde, Nevşehir ve Isparta gibi bölgelerden Anadolu halkının sürgün yöntemiyle yerleştirildiği yerlerden biridir.

İlber Hoca, Karamanlıların bu zorunlu göç uygulamasını pek hoş karşılamadıklarını da belirtir. Bununla birlikte Rumelilere “Evlad-ı Fatihan” denilmesinin de boşuna olmadığını vurgular.

Demem o ki; kimi sersemler tarafından “Türk değildirler” gibi saçmalıklarla hedef alınsalar da Rumeli muhacirleri de, Atatürk de bir Evlad-ı Fatihan olarak özbeöz Türk milletinin evlatlarıdır.

Cuma günü kaybettik hocamızı.

İlber Ortaylı’nın kaybı milletimizin son yıllardaki en büyük kayıplarından biridir. Yokluğu nasıl dolar bilemem ama onu çok özleyeceğimiz kesindir.

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.