Dün bu köşede “Gençlerimiz neden kaçıyor?” sorusunu sormuştum.
Cevap aslında netti:
İş. Aş. Üretim.
Şimdi asıl meseleye gelelim.
Eğer Samsun gençlerini tutmak istiyorsa, romantik sloganlardan değil, somut adımlardan söz edilmeli.
Yaptığım işi hiçbir zaman bir “çare üretme makamı” olarak görmedim. Bu siyasetin konusudur. Gazeteci olarak görevim, durum tespiti yapmaktır.
Ancak mevcut avantajlarımızı hatırlatmak ve yeterince değerlendiremediğimiz imkânları harekete geçirebilirsek nasıl bir yol haritası oluşabileceğini paylaşmak isterim.
Önerilerimi beş ana başlıkta topluyorum:
1-Lojistik Üs Gerçeğini Kullanalım:
Samsun bir liman şehri. Karadeniz’e açılan kapıdır.
Peki bu avantaj yeterince değerlendiriliyor mu?
Maalesef bu soruya net bir “evet” diyemiyoruz.
Karadeniz ülkeleriyle ticarete yönelik özel teşvik programları hazırlanmalı. Orta Asya bağlantılı taşımacılık projeleri Samsun merkezli planlanmalı.
Liman yalnızca gemi karşılayan değil, istihdam üreten bir merkez hâline gelmeli.
2-Üniversite–Sanayi İşbirliği:
Ondokuz Mayıs Üniversitesi her yıl binlerce mezun veriyor. Samsun Üniversitesi de mezun vermeye başladı.
Peki bu gençlerin kaçı Samsun’da kalıyor?
Gençleri tutabilmek için OSB içinde teknopark uydu merkezleri kurulmalı. Mezunlara 3–5 yıl vergi avantajlı istihdam teşviki sağlanmalı. Yazılım, yapay zekâ, savunma yan sanayi ve medikal teknolojiler öncelikli alan ilan edilmeli.
Diploma Samsun’dan, kariyer İstanbul’da olmamalı.
Üniversite–sanayi iş birliğinin bugüne kadar istenen seviyede kurulamamasını tek taraflı bir eksiklik olarak görmüyorum.
İş dünyası da elini taşın altına koymalı. Bilimi ucuz bir danışmanlık kalemi olarak görme alışkanlığı terk edilmeli. Nitelikli bilgiye yatırım yapılmalı.
3-Sanayide Çeşitlilik ve Uzmanlaşma:
Samsun’da iki kişiden birinin göç etmek için tercih ettiği Bursa otomotiv sektörüne yaptığı yatırımlarla büyüdü. Kocaeli sanayi kümelenmesiyle gelişti. Tekirdağ organize sanayi bölgeleriyle cazibe merkezi oldu.
Samsun’un da belirli alanlarda uzmanlaşması gerekiyor.
“İmalat sanayii” demek yetmiyor. Üretimi çeşitlendiremezsek katma değer üretemeyiz.
Gıda OSB ve Medikal OSB önemli adımlar ama yeterli değil. Savunma sanayii yatırımları bir avantaja dönüştürülmeli. Silah sanayindeki tecrübe daha geniş bir savunma ekosistemine evirilmeli.
Karadeniz’in tarımsal gücü teknolojiyle buluşturulmalı. Tarım teknolojileri, gıda işleme ve medikal ekipman üretimi Samsun’un marka alanları hâline getirilmeli.
4-Kültür ve Sanat Altyapısı
Nitelikli genç sadece maaş için gitmez.
Ortam ister.
Uluslararası festivaller, genç girişimcilik merkezleri, tasarım ve dijital sanat atölyeleri kurulmalı. Kültür endüstrilerine yatırım yapılmalı.
Şehirler sadece sanayiyle değil, kültürle de büyür. Kültür, ekonomik canlılığın izinden gider. Üretim arttıkça kültür gelişir; kültür geliştikçe şehir cazibe kazanır.
Samsun bu dengeyi kurmak zorundadır.
5-Gençlere Doğrudan Teşvik
Şehrin ekonomisi küçük ölçekli günlük ticaretle dönüşmez. Kalıcı çözümler gerekir.
30 yaş altına iş kurma hibesi verilmeli. İlk istihdam primle desteklenmeli. Kiralık ofis ve atölye alanlarında sübvansiyon uygulanmalı. Samsun’da kalan mezunlara kredi avantajı sağlanmalı.
Genç kalırsa şehir büyür.
Genç giderse şehir yaşlanır.
Sonuç
Sorun göç değil.
Sorun üretememek.
Samsun yaşanabilir bir şehir. Ancak sürdürülebilir bir şehir olmak istiyorsa üretmek zorundadır.
Aksi hâlde Samsun; emeklilerin huzurla yaşadığı, gençlerin ise ilk fırsatta terk ettiği bir şehir olarak kalır ve biz de cevabını bildiğimiz soruyu sormaya devam ederiz:
“Gençlerimiz neden kaçıyor?’’
