bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop
Depremlere Sonrasın da Hazırlıklı Olmak
Yazarlar // 8 Şubat 2023 Çarşamba 21:29

Ragıp GÖKER

Ülkemizin yetiştirdiği önemli yer bilimcilerden Prof. Dr. Naci Görür, Anadolu'da depremlerin oluşma tarihini 13 milyon 400 bin yıla dayandığını söylüyordu.

Ahmet Arif'in, ''Anadolu'' adlı şiirinde bu toprakları anlatırken ''Beşikler vermişim Nuh’a / Salıncaklar, hamaklar / Havva Anan dünkü çocuk sayılır / Anadoluyum ben / Tanıyor musun?'' dediği gibi bu toprakların geçmişi, insanlık tarihinden çok daha önceye dayanıyor yani.

Her deprem sonrasında.

Ki;

Bu topraklarda her yıl irili ufaklı çok sayıda deprem yaşanıyor.

Her yaşanan depremin ardından, bu gerçek hatırlatılıyor ve bununla yaşamamız gerektiği anlatılıyor.

Bununla da yetinilmiyor, her felaketin ardından gerekli önlemlerin alınması gerektiğine de vurgu yapılıyor.

Bu son felaketin ardından da benzer şeyler söylenecek.

''Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur'' denildiği gibi havanda su dövülecek yani.

Depremde yerle bir olan binaların görüntülerine bakın.

Hepsi eski yapı.

Bu toprakların deprem gerçeği biliniyorken, bu ülkede kaçıncı imar affı çıkarıldı ben sayamadım.

Yenilerinin çıkarılmayacağını da kimse garanti edemez bence.

''Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz'' diyoruz her seferinde.

Ve fakat.

Bunu da yanlış anlıyoruz zannımca.

''Deprem gerçeğiyle yaşamalıyız'' sözünü bu gerçeğin yarattığı acılara alışmak gibi algılıyoruz sanırım.

Deprem, hava gibi, su gibi gerçek oysa bizim için.

Tamam, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmiş inananlarız ama bir deprem ülkesi olan Japonya gibi bir örnek varken, kadere böylesine teslim olmayı da kabul edemiyorum.

Bu topraklarda 13.4 milyon yıldır yaşandığına göre bundan sonra da dünya var oldukça depremler yaşanacak.

Ölümü bekleyemeyiz.

Japonya da nasıl önlem alındıysa, bizde de depremlere karşı önlem almalıyız.

''Alışmalıyız'' diye söylenirken, anlatılmak istenen de budur sanırım.

99'daki Marmara depremi gibi bir gerçeği yaşamışız.

Daha üç yıl önce Elazığ ve Malatya'da büyük acılar yaşadık.

Yetmiyor, İzmir neredeyse her ay sallanıyor.

Depreme hazırlıklı olmak için hala ne bekliyoruz anlamakta güçlük çekiyorum.

Büyük bir felaket yaşıyoruz.

Daha önce yaşananlardan ders almadığımızı çok acı şekilde tecrübe ettik ama bu felaket, depremler sonrası için de hazırlıklı olmadığımız gerçeğini de son kez hatırlattı maalesef.

Yazının hazırlandığı sırada merkez üssü Pazarcık olan 7.7 şiddetindeki ilk depremin üzerinden yaklaşık 34 saat geçmişti ama hala ulaşılamayan yerler vardı.

Yaşımız gereği geceleri birkaç kez tuvalete gitme ihtiyacı duyuyoruz malum.

Sabaha karşı o ihtiyaç için uyandığım sırada zemheri ayazını iliklerime kadar hissettiğimde enkaz altında kurtarılmayı bekleyenleri düşündüğümde yine irkildim.

Bir kazazedeyi kurtarma çalışmalarına katılan Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuz Yılmaz'ın enkazdan çıkardıkları kazazedenin daha sonra hypothermiadan öldüğünü söylerken, durumuma şükrettim ama gözyaşlarımı da tutamadım.

Ve fakat.

Prof. Dr. Ahmet Ercan'ın, yaklaşık 8 bin kişinin kurtarıldığına dair bilgiyi paylaşırken, yıkılan 6 bin dolayındaki binada yaklaşık 190 bin kişinin enkaz altında kalmış olabileceği gerçeğini hatırlatmasıyla bir kere daha irkildim.

Büyük bir felaketle karşı karşıya kaldığımızı biliyorum elbette.

Enkaz altından canlı çıkarılan her bir kişinin haberine seviniyorum ama Ahmet Ercan Hoca'nın yüzümüze çarptığı istatistiki bilginin doğru olmaması için bir taraftan dua ederken, bir taraftan da öyle bir gerçekle yüzleşmekten koruyorum açıkçası.