Yusuf Ziya Yılmaz’ın Ardından
Yazarlar // 28 Nisan 2018 Cumartesi 10:02

Ragıp GÖKER

İnancımız ve dahi terbiyemiz gereği, gidenlerin ardından iyi şeyler söylemek gerektiğini biliriz.

Yusuf Ziya Yılmaz için 19 yıllık bir devir, yukarılardan gelen bir mesajla ‘’buraya kadar’’ denilerek son bulurken, şimdi gidiyor diye, arkasından fena şeyler söylemeyi kendimize yakıştıramayız.

İyi şeyler söylemek isteriz ama ne arş-ı ala’ya koyarız kendisini, ne de yerin dibine sokarız.

Bu cümleden olarak, Samsun Büyükşehir Belediyesi gibi bir makamda 19 yıl boyunca oturduğu sırada, bir anlamda kaderimize hükmetmiş bir siyaset adamıyla mesleğimizin gereği olarak, bunca yılın muhasebesini de yapmak isteriz.

‘Muhasebe’den muradım belediyenin kasası değildir.

Günler ne getirir bilinmez ama sırası geldiğinde o konuda da konuşulacaktır.

Belediye yönetimi ve şehir ilişkisine dair hesaba göz atalım evvela.

Efsane Başkan Muzaffer Önder’i yendiği o seçimlerin arifesinde, şehrin güneyindeki mahallelerin birinde ‘’bizi çamurdan kurtar’’ diye seslenenlere,    ‘’şehrin katalizörü olacağım’’ diyerek, yol kanalizasyon işlerinin basit olduğunu ama başta ekonomisi olmak üzere, şehri bütünüyle dönüştürmenin daha zor olduğunu anlatıyordu.

Hafızam beni yanıltmıyorsa mazbatasını aldığı tarihten bir ay sonra yolumun düştüğü belediye binasındaki duvarlara ‘’iş için yapılan müracaatlar kabul edilmeyecektir’’ gibisinden yazılar asılmıştı.

Biliyorsunuz beş yıl sonraki seçimler sırasında da, on bilerce Samsunlunun iş umudu tersane balonuyla sömürülmüştü.

‘’Katalizör olacağım’’ derken, işsizleri belediyeye dolduracağını kastetmemiştir

Zira yol kanalizasyon işlerinde çuvalladıklarını da, 13 kişinin can verdiği sel felaketi sırasında öğrenmiştik

Yusuf Ziya Yılmaz’ın 19 yıllık başkanlığı döneminde Samsun’un ekonomisi de gelişemedi.

Nüfusumuz artarken OSB’lerdeki fabrika sayımız aynı kaldı maalesef.

Atakum’daki sahil yolu.

Pardon.

Sahile yol yapılamayacağı için, projenin adını daha sonra  ‘Sahil Düzenlemesi’ olarak değiştirdiler.

O düzenleme de yarım kaldı.

İnsanlar, çuvalla para döktükleri yazlık evlerinde toz – toprak soluyorlar şimdi.

Saathane’yi hiç söylemeyeyim.

Lojistik Köy ve Tarım Lisesi vakalarının ise mahkeme duvarlarına tosladığına falan hiç değinmeyeyim isterseniz.

Gökdelen Kule’lerin yapımı için, köylülerden alınan tarlalar ‘Ali Dibo’ oyunuyla arsaya dönüştürülürken, köylü vatandaşların yediği kazıktan ise hiç bahsetmeyeyim.

Atakum’a kadar uzanan İlkadım’daki Sahil yolu güzel oldu elbette ama Muzaffer Önder’in hazırlattığı projeye sadık kalınsaydı keşke.

Tramvay da önemli bir hizmetti tabii ki ama o projede de halkımızın yediği kazığın acısı sonraki yıllarda çıkacaktır.

Gidenlerin arkasından iyi şeyler söylemek lazımmış.

‘’Yolun ve bahtın açık olsun Başkan’’

Bu kadarını diyebilirim ancak.