Ustalara Saygı
Yazarlar // 14 Ocak 2018 Pazar 12:26

Ragıp GÖKER

Canik Belediye Başkanı Osman Genç'in 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı nedeniyle düzenlediği etkinlik başlamadan önce bir arkadaşım, Avni Demir'i göstererek ''senden daha genç görünüyor'' dedi.
Ki: Avni Demir'den 7-8 yaş kadar daha küçüğüm.
Allah'tan kendisine uzun ve sağlıklı bir ömür vermesini dilediğim Osman Kara en büyüğümüz.
Ferruh Çetin'in yanında çıraklık ettiğim yıllarda Osman Abi, bir dönem Devrim Lisesinde edebiyat dersimize de girmişti.
Mesleğin emekleme devresindeyken, dersimize bir meslek büyüğümün gelmesine ne kadar sevinmiştim.
Bir yıl sonra da Rahmetli Cengiz Erenler de ingilizce dersimize gelmişti.
O tarihlerde öğretmen sayısı yetersiz olduğu için, asıl mesleği öğretmenlik olmasa da, Milli Eğitim, üniversite mezunlarına ders verdirirdi.
Canik'teki programın öncesinde o arkadaşımın şaka yollu takılmasına sevindim aslında ki, sıranın bana gelmesinden korktuğum için mi bilinmez gözüm gibi bakıyorum meslek büyüklerime.
Avni Demir'le yaşıt üç meslek büyüğümüz daha var.
Biri Yunus Kılıç, biri Davut Aktaş, bir diğeri de ustalarımdan İsmail Başaran'dır.
Davut Aktaş ve Avni Demir çivi gibi maşallah ama Yunus Kılıç ve İsmail Başaran'ın bir süre önce sol yanlarındaki cevahir alarm verince bizi bir hayli korkutmuşlardı.
Çocukken "ne zaman büyüyeceğim acaba" derdim.

Zaman çabuk akmıyordu çünkü o zamanlar.

Ama 35 yaşından sonra zamanı yakalamak mümkün olmuyor.

Ferruh Çetin'i yitireli iki yıl olmuş mesela.

Şu sıralar sıklıkla O'na çıraklık ettiğim günler geliyor aklıma.

Öğretme biçimi de ilginçti, hiç tarif etmezdi ama O'nu taklit etmeye çalıştığımı bildiği için, mesleği de öyle öğrenmemi sağlamıştı.

Yaşarken, insanları özleyeceğimizi hiç düşünmeyiz.

Şu sıralar farkına varıyorum ki, Ferruh Abi'yi çok özlüyorum.

İsmet Hatipoğlu ile halef selef de olduk, birlikte Bedel'i de çıkarınca iş ortaklığı bile yaptık ama bir dönem yanında çıraklık ettiğim İsmet Abi'den nedenini bilmesem de çok korkardım.
Ciddi adamdı ve çevresinde öyle bir izlenim bırakırdı.
Sadece bizim camiada değil, Samsun'daki tüm cemiyet ortamlarında saygı duyulan bir kişilikti Rahmetli.
Adem Bilir ve Nazif Abi de sıklıkla aklıma düşüyor.

Samsun halkının Foto Bahri olarak tanıdığı Bahri Altay bizim camianın en renkli simasıydı.

Bayram Erol da az kahrımızı çekmedi hani.

Efendi Adamdı Orhan üçler.

Ertuğrul. Veyisoğlu'nu kaybedeli 34 yıl olmuş bile ama sık sık onunla paylaştığım anıları yaşar gibi oluyorum.

Doğan Kaynar'ı da ne kadar sevdiğimi düşünüyorum.

Necdet Abi'nin masası orada durduğu için, çocuklarının ısrarına rağmen, o yaşarken her gün uğradığım Şensoy matbaasına gitmekten çekiniyorum mesela.

Sulu gözlü oldum iyice.

Özlüyorum yani kaybettiklerimizi.

Şairin "Anlamaz çağ ince ayrıntıları kalın gürültülerde" dediği gibi, hay huy halinde geçen günlerimizi doldururken dostluklarımızın kıymetini bilemiyoruz.

Yaşayan bütün dostlarıma uzun ve sağlıklı ömür, kaybettiklerimize ise rahmet diliyorum.