Talihsiz Şehir Samsun
Yazarlar // 13 Mayıs 2026 Çarşamba 22:19

Ragıp GÖKER

‘‘Şu Samsun’un ben bildim bileli talihi yoktur vesselam’’

Samsunlu olmaktan ve Samsun’da yaşıyor olmaktan son derece mutlu olan biri olarak yukarıdaki tespite katılmakla birlikte, bu tespit bana ait bir tespit değildir.

Bu söz, bir dönem Samsun Mutasarrıfı  (Vali) olarak görev yapmış ve o görevi sırasında ’’Memleket Hastanesi’’ adı altında Samsun Devlet Hastanesini kuran Halil Hamdi Bey (Simavi)’nin oğlu gazeteci Sedat Simavi’nin ‘’Talihsiz şehir Samsun’’ başlıklı yazısından alınmıştır.

 

Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin kurucu ilk genel başkanı olarak, “Kalemini kır ama asla satma” sözüyle Türk basın tarihinin en önemli etik ilkelerinden birinin olarak kabul edilen ve gazetecilik onurunu, bağımsızlığını ve ilkeli duruşu vurgulayan bu sözüyle bilinen Sedat Simavi’nin Samsun’la ilgili bu tespiti tam olarak ne zaman yaptığını bilmiyorum. Ancak Hürriyet  gazetesini 1 Mayıs 1948’de kurduğu bilindiğine göre, bu tespit en az 75 yıl önce yapılmış olmalı.

Simavi, “Talihsiz Şehir Samsun” başlıklı yazısında ayrıca şu ifadeleri kullanıyor:
“Bundan elli sene evvel gelen bir mutasarrıf, bugünkü modern Memleket Hastanesini yapmasaydı, korkarım Samsun hâlâ bir hastanenin hasretini çekmeye devam ederdi.”

Gazeteler

 

Bir dönem Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılan Memleket Hastanesi, önce Millet Hastanesine, ardından Devlet Hastanesine, devamında Mehmet Aydın Araştırma Hastanesi olmuştu ama en sonunda da yeni yapısıyla Samsun Şehir Hastanesine dönüşmüştü biliyorsunuz.

Samsun Şehir Hastanesi, Sedat Simavi’nin deyimiyle modern Memleket Hastanesinden daha donanımlı ve kuşkusuz daha modern bir yapı.

Ve fakat…

Hani nasıl söylenir:
“İçi seni, dışı beni yakar.”

Milyon dolarlar harcayarak hastane yapıyoruz ama ne hastaları ne de hasta yakınlarını o yapıya ulaştırabiliyoruz.

Hamdi Bey’in 1907’den önce Samsun’da görev yaptığı biliniyorken, Samsun Şehir Hastanesinde yaşanan ulaşım çilesi, 120 yılda geldiğimiz modernite anlayışımızın bugün içimizi acıtan görüntüsüdür.

Hiçbir şeyimiz tam olmuyor maalesef.

Hep bir eksik tarafımız kalıyor maalesef.

Oysa eksiklerimizin giderilmesini sağlasınlar diye birilerini seçip duruyoruz ama seçtiklerimizi de takip etmiyoruz.

Sedat Simavi, 75 yıl kadar önceki yazısında da benzer sorundan söz ediyor.
Şöyle ki:
“Cumhuriyetten beri pek çok güzide insanlar Samsun’dan mebus çıktılar. Fakat uyku hastalığına mı müptela idiler, nedir bilmiyorum. Bu şirin şehre hiç el uzatmadılar. Ben artık hükümetin Samsun’la biraz uğraşması zamanı geldiğini zannediyorum. Hazır doğuda bir üniversite kurma fikri ortaya atılmışken Samsun’u da düşünsek ne olur? Mesela bu işlek ticaret merkezimize bir Yüksek Ticaret Okulu veya fakültesi yahut da bir Veteriner Enstitüsü kursak günah mı işleriz?”

Samsunspor ürünleri

 

Sedat Simavi, Samsun’a üniversite kurulması gibi bir arzusu onun sağlığında gerçekleşmedi belki ama oğlu Erol Simavi Hürriyet  Gazetesinin katkılarıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesinin kurulmasında etkili olmuş, babasının bir anlamda o arzusunu gerçekleştirmişti.

Sedat Simavi’nin yaklaşık 75 yıl önceki tespiti ve serzenişlerinin, günümüz Samsun halkının seçilmişlerden beklentilerinden ve şikâyetlerinden bir farkı yok aslında.

Dokuz milletvekili var Samsun’un; bir-ikisi dışında çoğu hâlâ uykuda maalesef.

İki önemli akarsuyumuzun denize döküldüğü havzada kurulu Çarşamba ve Bafra gibi sulanabilir topraklara sahip olan Samsun’da tarımsal üretimdeki artış, Türkiye’nin tarımsal üretim artışının çok altında kalmış.

Bunun bir nedeni var elbette.

Gazeteler

 

Samsun  siyaseti bunun ne kadar farkında bilmiyorum ancak 1977 yılında başlayan Aşağı Yeşilırmak ve Aşağı Kızılırmak projelerinin 2. aşamasını oluşturan ovaların sulanması ve saha drenajlarıyla ilgili fiziki gerçekleşme oranı hala yarı seviyeye bile ulaşamamış.

Konunun takibini ve aksaklığın giderilmesini elbette ki siyasetçilerden bekleyeceğiz.

Hep bir şeylerimiz eksik kalıyor.

Örnek mi istiyorsun, al sana en son örnek:
50 yıl kadar önce stadyum ihtiyacı oluşunca yeni stadyumu, olimpik bir yapı olarak planlayan uzmanlara inat, olimpik projeyi sanayi sitelerine kurban veren anlayış aradan yıllar geçse de değişmiyor.  O stadyumu yıkan günümüzün siyasetçileri şimdi o statla birlikte sanayi sitesini de yerle bir ettiler ve Samsun’un yeni stadyumunu da şehirden uzak baca gazları ve kömür tozlarıyla kirlenen bir bölgede yapma yanlışına düştüler.

Aradan yıllar geçse de hiçbir şeyimizi tamam edemiyoruz yani.

Siyaset

 

Seçtiklerimiz gibi.

Son bulsun isterim oysa tüm aksaklıkların.

Benim güzel şehrim, talihsiz şehir olmayı hiç ama hiç hak etmiyor zira.