Ovaya Santral, Ne Yaman Çelişki
Yazarlar // 19 Kasım 2019 Salı 22:29

Ragıp GÖKER

Dönem Koordinatörlüğünü Samsun Barosu Başkanı Kerami Gürbüz’ün yaptığı Samsun Akademik Meslek Örgütleri / Odaları Birlikteliği’nden (SAOB), kısa bir süre önce yapılan ortak açıklamada Bakanlar Kurulunun 2017 yılında aldığı bir kararla korunması gereken büyük ovalar arasında yer alan Çarşamba ovasında santral yapılmasının doğru olmadığı bildirildi.
Samsun’daki işgücünün yüzde 63 kadarı tarım sektöründe istihdam edildiğine dikkati çekilen açıklamada, Samsun’un, tarımsal üretimde üretim değeri ve ürünlerin ortalama verimleri genellikle ülke ortalamasının üstünde olduğuna vurgu yapılırken,  ovanın göbeğine enerji santralleri yapılmasının saçmalığına dikkat çekildi.
Adına Biyokütle Enerji Santrali de dense, bu türden santrallerin bir maddenin yakılması sonucu ortaya çıkan ısının güzü ile elektrik enerjisi üretecekleri için teknik olarak termik santraller olduğunu defalarca yazdık biliyorsunuz.
SAOB raporunda, Çarşamba ovasın da aralarında bulunduğu tarımsal sit alanlarının ilgili yönetmelikle çerçevesinde, tarımsal üretim potansiyeli yüksek ovaların, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanılmasının sadece o ovanın bulunduğu ili değil çevresindeki bütün illeri de etkilediği belirtiliyor.
Baro Başkanı Kermai Gürbüz’ün imzasıyla yayınlanan Samsun Akademik Meslek Örgütleri/Odaları Birlikteliği (S.A.O.B) raporunda, kirletmeyeceği görüşüne yer verilen resmi raporun aksine, ovada kurulacak santrallerin çevreyi kirleteceği ve dolayısıyla çevre ve insan sağlığına da zarar vereceği görüşüne de yer veriliyor.
SAOB raporunda ayrıca, adı geçen biokütle enerji santralinin resmi kayıtlardaki işletim raporuna göre günde 630 ton orman atığı ve tarımsal atık vurgu yapılarak, ‘’ Bu santralin düzenli, sürekli çalışabilmesi için de yılda asgari 230 bin ton tarımsal atığın temin edilerek depolanması gerektiği sabittir. Günlük 38 ton külün oluşacak ve bu külün her gün 14,4 kg’lık kısmı bacasından havaya salınacak. Yine bu tesisin verimli çalışabilmesi Abdal Deresi’nden ve su kuyularından günlük çekilecek 1500 ton/gün su ile mümkün olabilecektir.  Tesise alınan su 400 dereceye kadar kaynatılacak, işletmede kullanıldıktan sonra 26 derece olarak tekrar doğaya verilecektir’’ deniliyor.
Raporda bunların yanı sıra, biyokütle enerji santrallerinin kömür veya gazla çalışan enerji santrallerinden daha fazla kirlilik yarattığı iddiası dayanılarak,’’Bu santrallerin kirlilik yaratmasına yol açan iki temel faktör vardır. Birincisi, kimyasal ve enerji içeriği açısından biyokütle yakıtlarının doğal bileşimidir. Biyokütle enerji santralleri fosil yakıtlı santrallerden daha fazla karbondioksit yayarlar, çünkü odun ve diğer biyokütle türleri karbondan zengindir ama enerji açısından zengin değildir’’ görüşüne de yer veriliyor.
Yani Samsun’daki Akademik meslek örgütleri ve odalar diyor ki;
‘’Santraller, resmi makamların ‘kirletmeyecek’’ iddiasına karşı, santraller çevreyi kirletecektir. Tekkeköy zaten ülkemizin en kirli yerlerinden biri haline geldi. Bari Çarşamba’yı kurtaralım’’
Ülkemizi besleyen önemli ovalardan biri olan Çarşamba ovası korunmalıdır.
Samanı bile ithal eder hale gelmişiz.
20 yıl öncesine kadar ovalarında ürettiği tarım ürünleriyle dünyanın kendi kendine yeten ender ülkelerinden biri iken, Çin’den sarımsak, İran’dan ceviz, patates alır hale geldik.
Ne oldu da Ödemiş ve Niğde’de üretilen patatesler ülkemize yetmez hale geldi.
Suyu mu çıktı Taşköprü sarmısağının da, taa dünyanın bir ucundan sarımsak getirmeye başladık.
Doğrudan gelir desteğini, ‘’Üretme’’ diye anlamanın sonucunda mısır ekmiyoruz, bunun sonunca hayvancılığı öldürdük.
Sırbistan’dan et, Güney Amerika ülkelerinden Angus getiriyoruz.
Hükümet bunu önlemek için iki yıl önce ovaların korunması gerektiğine dair Bakanlar Kurulu Kararı çıkarıyor.
Buna rağmen Samsun’da ovaya santral kuruluyor.
Ne yaman çelişki.