Mahkeme Kararını Verdi Sıra İdarede
Yazarlar // 9 Nisan 2020 Perşembe 22:26

Ragıp GÖKER

Korona salgını nedeniyle evlerimize kapandığımız şu günlerde, geleceğimizin ne olacağına dair kara düşüncelere dalmışken, şu santral konusunda üst üste gelen mahkeme kararlar, yüreklerimize su serpti.

“Şeriatin kestiği parmak acımaz” ilkesiyle yetişmiş bir neslin fertleriyiz.

Ve fakat.

Son yıllarda öyle kararlarla karşılaştık ki toplumda, mahkemelerimizin idarenin baskısı altında kaldığına dair bir algı oluşmuştu.

Ancak, Çarşamba ovasında kurulması düşünülen biyokütle enerji santrali için üst üste gelen mahkeme kararları,“Samsun’da hakimler varmış” dedirtti herkese.

Samsun şehri, bir oldu biriyle karşı karşıya kalmıştı.

Ülkemizin en önemli tarım alanlarından biri olan Çarşamba ovasının göbeğinde adına “Biyokütle” dense de, termik santral kurulması kararlaştırılmış, Büyükşehir Belediye Meclisinde de bu karar onaylanmıştı.

Tekkeköy’deki sanayi tesisleri nedeniyle Samsun’un havası zaten kirletilmişti.

Ovanın göbeğinde kurulacak termik santral de havamızın kirliliğine, kirlililik kayacağı muhakkaktı.

Dahası, saman bile ithal eden hale gelmiş, bir zamanların kendi kendine yeten ender ülkelerden biri olan Türkiye, tarımsal üretimden gittikçe uzaklaşmıştık.

Oysa bu korona pandemisi nedeniyle, yeniden kendi kendimize yeter hale gelmemiz gerektiğini hatırladık.

Hal böyleyken, ülkemizin en önemli birkaç ovasından birinin göbeğine termik santral kurulması herkesi şaşırtmıştı.

Üstelik, bunun için “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu gerekli değildir” şeklinde akla ziyan bir karar da alındı.

Kararı alanların Samsun’un anlı şanlı yöneticileri olmasına şaşırmamayı öğrendim ama mahkeme için atanan bilim insanlarının, “Samsun’un Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan’ı haklı, ovanın göbeğine termik santral kurmak için ÇED Raporu gerekli değildir” anlamına gelen bir rapor sunmalarına ise şaşkına döndüm  açıkçası.

Buna karşın, davacı tarafın avukatları tarafından, bilirkişi raporunun eksik ve yanlı yazıldığına dair itirazına “Mahkeme heyetimizce rapora yapılan itirazlarda göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmış olup anılan bilirkişi raporunun dar ve kısıtlı bir bakış açısı ile hazırlanmış olması, doyurucu ve kapsamlı olmaması, belli hususlara ilişkin yeterli izahat ve açıklamalara yer vermemiş olması, çoğu noktalarda proje tanıtım dosyasındaki veriler esas alınarak raporun temellendirilmiş olması ve ayrıca bazı noktalarda nesnel ve objektiflikten uzak değerlendirmeler içermesi nedeniyle  mahkememizce hükme esas alınabilecek nitelikte görülmemiştir” şekinde görüş bildiren mahkeme, “ÇED Raporu gerekli değildir” şeklinde daha önce alınmış Valilik kararının iptaline hükmetti.

Aynı mahkeme kısa bir süre önce de, Mimarlar Odası Samsun Şubesi tarafından açılan bir başka davada da, santralin kurulmasına zemin hazırlamak üzere yapılan 1/1000 ve 1/5000’lik imar planlarını ve dolayısıyla yapı ruhsatını iptal etmişti.

Bu durumda herkes şunu merak ediyor.

Şimdi ne olacak..

Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletiyse ki, her Türk vatandaşının bundan şüphesi olmamalıdır.

Çarşamba Belediyesinin başında hukukçu bir başkan var.

Bu nedenle, mahkeme kararlarına göre  artık ‘YOK’ hükmünde olan o santral inşaatının durdurulmasını bekleriz kendisinden.

Mahkeme kararını verdi.

Sorumluluk şimdi kararı uygulayacak olan idarededir.

Çünkü, mahkeme kararları herkes gibi, şehri yönetenleri de bağlar.

Bu arada“Yazık değil mi o yatımı yapanlara” diyenler de olacaktır.

Böyle düşünenlere bir noktaya kadar hak veririm elbette.

Ve fakat.

Suçun büyüğü, onları davet edenlerdedir ama santral kuracak onca kıraç alan varken, ülkenin en verimli tarım arazisinin göbeğine termik santral yapılamayacağını kendilerinin de bilmesi gerekirdi.

Onlar da kusurlu yani ve kusura bakmasınlar ama o kusurun bedelini ödeyecekler şimdi.