Kudüs'ün Özgürlüğü
Yazarlar // 17 Eylül 2017 Pazar 06:03

Ragıp GÖKER

Medeniyetlerin ve dahi dinlerin doğduğu şehirdir Kudüs. Semavi dinlere inanan Museviler, Hıristiyanlar ve tabi ki biz Müslümanlar için ayrı anlamları var. Bu nedenle özgürlüğün sınırsızca yaşanması gereken şehirdir ama gelin görün ki bu kadim şehir, bugün esaret altındadır. Canik Belediye Başkanı Osman Genç, geçen hafta 21 STK temsilcisiyle Kudüs’e giderek, dikkatleri bu şehir üzerine çekmeye çalıştı. Dün Canik Kültür Merkezindeki toplantıda, bu geziye ait notlarını paylaşan Genç, Kudüs gezisinin seyahat amacından öte anlamlar taşıdığını söylerken, gezinin Kudüs’te yaşananla dikkati çekmek ve neler yapılabileceğini kamuoyu önünde tartışmak gibi bir amacı olduğunu anlattı. Kudüs özgür olmadan, aklımızın da özgür olmayacağını belirtiyor Osman Genç. Kudüs’ün özgürlüğü, Müslüman dünya için önemlidir ama Filistin halkı içinde başka anlamlar taşıyor aslında. Osman Genç de buna dikkati çekiyor. Mesela İbrahim Peygamber’in şehri olarak bilinen Haliliye’deki camilerde bulunan peygamber mezarlarında Müslümanların özgür biçimde ibadet edemediğini iddia ediyor. ‘’Şehitlerin sahibi var’’ diyor Genç. Şehitlikler ve kutsal mekanlar esaret altındaysa, bir Müslüman’ın özgür sayılamayacağına dikkati çekiyor. Kudüs’ü özgür kılmak için, her Türk’ün öncelikle ‘’Kudüs neden bizden düştü?’’ diye sorgulamamızı gerektiğini de söylüyor Genç. Bilgi üretmemiz gerektiğine dikkati çekiyor yani. Osmanlı’nın çöküşünde, birinci ve ikinci sanayi devrimini ıskalamamızın birinci derecede etkili olduğu bilinir. Bugün bile aile düzenini olumsuz etkiliyor diye evinde televizyon seyretmeyen ve bilgisayar kullanmayanlar var. ‘’Gavur İcadı’’ diye, İngiltere Kraliçesi tarafından padişaha hediye edilmiş otomobili Sarayburnu’ndan denize etmiş bir milletin fertleri olarak, bugün ‘Endüstri 4.0’ olarak adlandırılan dördüncü sanayi devrimini nasıl yakalarız bilemem ama Osman Genç, bilgi üretmeden bir toplumun ayakta duramayacağını söylüyor. Hem ayakta durmalıyız, hem güçlü olmalıyız. ‘’Kudüs esaret altında‘’ diye dizlerimizi dövmenin bir anlamı yok. Bu kadim şehri önemsiyorsak, Kudüs’ü özgürleştirmeliyiz. Osman Genç’in de işaret ettiği gibi, Kudüs’ü özgürleştirmenin yolu da güçlü olmaktan geçiyor. Üretim araçlarını bilgisayarların yöneteceği önümüzdeki dönemde, hem güçlü kalabilmek, geri kalmış bir toplum olmamak için bilgiye sahip olmalıyız. Bunu başarabilmek için de başta üniversitelerimiz olmak üzere, bütün eğitim kurumlarımıza büyük görev düşüyor.