Kaynak Kitap
Yazarlar // 30 Eylül 2018 Pazar 18:04

Ragıp GÖKER

Yaz-boz tahtasına dönen eğitim sistemimizdeki aksaklıklar bir türlü giderilemiyor.

Üzerinden 25 yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, sınavla kazanmış olsa da, oğlumun eğitim aldığı Samsun Anadolu Lisesinde yaşadığım bir anıyı dün gibi hatırlarım.

Kayıt sırasında zamanın Okul Aile Birliği Başkanı Nevzat Demirer’in ‘’burada senin çocuğun okuyacak, kışın kaloriferler yanmazsa üzülmez misin’’ gibisinden acındıran bir duyguyla yaklaşımı sonucunda imzalamak zorunda kaldığım borç senedinden söz etmeyeceğim.

Ki; o da bir garip bir durum zaten.

Bu türden haberleri, ‘’velilere baskı yapılıyor’’ diye yazan bir gazeteci olmama rağmen, o senedi imzalamış olmam nedeniyle kendi vicdanıma uzun süre bunu anlatamadım.

Terzi, kendi söküğünü dikemezmiş ya.

Benim başıma gelen de öyle bir durum yani.

Ve fakat

Anlatmak istediğim konu başkadır.

Bir veli toplantısı sırasında adı bende saklı kalacak öğretmenlerden biri, oğlumun durumuyla ilgili açıklama yaparken sözü öyle bir noktaya getirdi ki, şaşırmamak elde değildi.

‘’Oğlunuzun özel ders alması lazım, o dersi vermeye talibim’’ deyince, ‘’ne diyorsun hoca, bu eğitimi hakkıyla vermek zaten senin görevin değil mi’’ diyerek, öğretmeni dediğine pişman etmiştim.

Oğlum Anadolu Lisesindeki eğitimi kayıpsız tamamladı ama eğitim süresi boyunca o dersten hep zorlandı.

Eğitim şakaya gelir bir konu değil.

Ancak, şaka gibi yönetiliyor.

Devlet, öğrencilere ders kitaplarını ücretsiz dağıtıyor ama nedendir bilinmez öğretmenlerin tamamına yakını, öğrencilerinin kaynak kitap almalarını istiyor.

Konunun ilginç tarafı, öğrencilerin kaynak kitaba mecbur tutulmasıdır.

Öğretmenin görevi, müfredata uygun olarak devletin ücretsiz olarak dağıttığı ders kitaplarından öğretmektir.

Öğretmenim, canım benim.

Güvenmiyor musun kendine de ‘’kaynak kitap zorunludur’’ diyorsun.

Uzun yıllar bölge koordinatörlüğünü yaptığım Dünya Gazetesinin yan kuruluşu olan bir şirket, yabancı dillerde eğitim yapan okullar için kitap ithal edip, satardı.

Rahmetli patronumuz Nezih Demirkent, kitap şirketinin elemanlarına yardımcı olmamızı istediği için okullarda kitap seçen öğretmenlerle temasımız olmuştu.

O vakit, konunun çok hassas olduğunu anlamıştım.

İşini namusuyla yapanlar var elbette ama bazılarının beklentisini çok farklı oluyor.

Konun hassasiyetini anlatabilmek için şu örneği verebilirim:

Bir okula ders kitabı satacak olan görevli, kitabı seçmekle görevli öğretmen erkekse mesela, o öğretmenin karısı hangi kuaföre gidiyor onu bile bilmek zorundadır.

Bilmem anlatabildim mi..!

‘’Kaynak kitap zorunludur’’ diyen öğretmenler, benzer suçlamalarla karşı karşıya kalmamak için dikkatli olmak zorundadır.

Öğretmenler dikkat etmek zorundadır elbette ama en büyük görev de Milli Eğitime düşüyor.